menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GÖNÜL SAATLERİ 04,17 DE DURANLAR

6 0
06.02.2026


Büyük acının, büyük yıkımın üzerinden üç yıl geçti.

Bu büyük felaketin millete, devlete, kişilere çektirdiği maddi ve manevi acıların, hüzünlerin, hicranların unutulmaması; getirdiği maddi ve manevi zararların zihinlere şuurlara kazınması için, gelecek nesillerin bu yaşananlardan ibret alıp ona göre tedbir alması umuduyla her yıl hatırlanması gerekir. Bu gibi büyük felaketler ancak sayılarla dile getirilebilir. Lakin akılda kalması matematikle değil, yürek ilmi ile yani psikoloji ile mümkün olur. Bunun yolu da bu büyük yıkımda başta çocukları olmak üzere eşini annesini babasını yakınlarını sevdiklerini kaybeden insanların hislerinin ebedileşmesidir. Bunun için de bazen sanat yani şiir, hikâye, roman, sinema, müzik… devreye girer; bazen de bu büyük acıyı yaşayanların anlattıkları öne çıkar. Hiçbir hikaye hiçbir sanat o acıyı bizzat yaşayan kişinin anlatılarına denk olamaz. Lakin çekilen ızdırapların, yaşanan acıların kalıcı olması daha geniş kitlelere ulşamsı içinde sanatın mutlaka devreye girmesi gerekir.


Bugün dünyaya her alanda hükmeden batı (ABD), aslında zalim, acımasız ve kötü olmasına rağmen başta sinema olmak üzere iletişim yolu ile kendini batıl iken hak, yanlışını doğru, zulmünü rahmet gibi dünyaya kabul ettirmiştir. Bu teze en büyük misal son 50, hele de son 30 yıldır Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Gazze… Katliamlarıdır. ABD, ve Batı’nın buralardaki zulmü ve katliamı pek aşikar olduğu halde reklamla, sinemayla, iletişimle kendini öyle bir allayıp pulluyor ki...........

© Habername