menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rahat Bulan Sevda

9 0
18.08.2026

Cenaze namazının kılındığı avluda bir sükût vardır neyastır bu, ne sevinç. Tabutun üzerine serilen örtü rüzgârda hafifçe kabarır, sanki içindeki hâlâ bir şey söylemek ister gibi. Cemaat saf tutmuş, eller kalkmış, ama kimse gözünü tabuttan ayıramaz. Çünkü orada yatan yalnızca bir beden değildir bir ömür boyu taşınmış, bir türlü yerini bulamamış bir sevdanın da sükûnete erdiği yerdir orası.

Azrail (a.s.) denince kalplere önce bir korku düşer. Hep kötü anılır oysa bunun sebebi doğrudan ölümle ilişkili olmasından başkası değildir. İnsan genelde habercisini, haberin kendisiyle karıştırır. Oysa o bir sevda meleğidir belki de bir alemden diğerine geçişin onayını veren, bu yolculuğun ilk yoldaşı. Allah'ın dört büyük meleğinden biridir gönderilen; sevda bu kadar kutsal olunca, gelen de o kadar büyük olur.

Sevda, yaşarken hep huzursuzdur. Bir yere varamaz, bir isim bulamaz, bir çerçeveye sığamaz. Duman gibi elden kaçar, kuş sesi gibi bittiğinde anlaşılır, çekirdek gibi içinde bir ağacı saklar da kendisi o ağaç olamaz. Ama ölüm geldiğinde işte tam o eşikte SEVDA ilk kez dinlenir.

Toprak, sevdanın son durağıdır belki de. Ya da ilk gerçek durağı.

Kur'an, her nefsin ölümü tadacağını söyler — küllü nefsin zâikatü'l-mevt (Âl-i İmrân, 185).

Tatmak fiili, boşuna seçilmemiş gibi durur burada; ölüm bir yutuluş değil, bir tadılıştır. Sevda da böyledir birömür boyu tadına varılamayan bir şey, ancak son yudumda gerçek tadını verir.

Rivayet edilir ki bazı Velîler, ölüm anını "kavuşma" diye anmışlardır sanki ayrılık orada değil, tam da orada biterdi. Bu rivayetin sıhhati üzerinde durmayız; ama söylediği şey,........

© Habername