Biz Bu Dünyaya Ait Değiliz
Biz Bu Dünyaya Ait Değiliz
Havalimanı, dünyanın en tuhaf yerlerinden biridir.
Orada hiçbir şey gerçek fiyatına satılmaz. Bir bardak su, dışarıdakinin beş katına; sıradan bir koltuk, “business” diye üç katına. Her şey ambalajıyla parlatılır, her şey olduğundan değerli gösterilir. Ve biz, bilerek ya da bilmeyerek, o fahiş fiyatı öderiz çünkü orada değeri sorgulamaya vaktimiz yoktur, zaten çok kalmayacağız.
Tıpkı dünyadaki hâlimiz gibi. Orada bulunuruz, yeriz, içeriz, konuşuruz, alışveriş yaparız ama oraya ait değilizdir. Bildiğimiz hâlde, sanki hep kalacakmışız gibi davranırız.
O salonda herkesin elinde bir bilet vardır. Kimi biletini avucunda sıkı sıkı tutar, saati bilmese de kapıya en yakın koltukta oturur, çantası tokludur, ayakkabısı bağlıdır anons gelir gelmez kalkmaya hazırdır.
Kimi biletini cebine koymuş, unutmuştur. Valizi bir yerde, çocukları bir yerde. “Daha vaktim var,” der, kahvesini yudumlar, telefonuna bakar. Bilir ki bir bileti vardır ama sanki hiç kesilmeyecekmiş gibi yaşar.
Ve bir köşede, kalabalığa kapılmış yolcular vardır. Neyin bilet neyin uçuş olduğunu sorgulamadan, sadece önümüzdekini takip eder, oradan oraya akarız. Her gün gözlerimizin önünde biri çağrılır, biri gider, geri dönmez ve biz, hiçbir şey olmamış gibi, yeniden telefonlarımıza, yeniden sıramıza döneriz. Her gün aynı sahneyi görürüz. Ders almayız.
Oysa bu salonda bir şey daha........
