FETÖcüsün! Sen daha FETÖcüsün!
FETÖ isimli şeytani yapının “Sofistike bir örgüt” olduğunu yıllardır söylüyorum. Bu iç içe girmiş, yatay ve dikey yapılanmanın her türlüsünü uygulayarak devletin bütün kademelerine, sivil toplum kuruluşlarına, siyasi partilere, üniversitelere, iş adamları teşkilatlarına, sendikalara, medyaya, sosyeteye, LGBT’ye ve aklınıza ne kadar kurum gelirse hepsine sızmış örgüt ile baş edebilmek, ondan daha üstün bir mücadele stratejisi geliştirmekle mümkündür.
Devletin FETÖ isimli örgüte savaş açma tarihini 2012 yılı olarak kabul edersek mücadelenin üzerinden 14 yıl geçmiş ama biz hala FETÖ’nün FETÖKULLİ işlerinden bahsediyoruz. Siyasi partileri dizayn etmesinden bahisler açıp tartışıyoruz. Kabul edin veya etmeyin bu bile tek başına bu şeytani örgüte karşı iyi bir mücadele veremediğimizi ortaya koyuyor.
Bunca yıl geçmesine rağmen FETÖ’nün hala gündemi tayin edecek eylemlere imza atmasının değişik sebepleri var. Başta FETÖ isimli şeytani yapıyla mücadelede yapılan strateji hataları gelmektedir. 15 Temmuz gibi bir darbe girişimi olmasına rağmen FETÖ’nün siyasi kanadına yönelik bir operasyon yapılamamış olması büyük bir handikaptır. FETÖ’nün siyasi kanadının yerinde durması örgüte güç ve hainliğine devam aşkı ve şevki vermektedir. Örgütün akademik kadrosu, işadamlarının çoğu, sivil toplum kuruluşları değişik isimler altında hala faaliyetlerini sürdürmektedirler. Ne yazık ki FETÖ ile mücadele sadece Emniyet ve Yargı’ya bırakılmış durumdadır. Hâlbuki 1999 yılından beri altını çizerek anlattığım şekilde, yani FETÖ ile başta “İslami, siyasi, sosyal, ekonomik, emniyet ve yargı” kanalıyla topyekûn 7/24 mücadele etmek gerekir. Aksi halde böyle şeytani bir örgütle bugün olduğu gibi gelecekte de daha uzun yıllar mücadele etmek zorunda kalırız.
Şimdilerde CHP’ye mahkeme tarafından verilen “Mutlak butlan” kararı üzerinden FETÖ’yü yine konuşuyoruz. Daha uzun yıllar da konuşacağa benziyoruz. Mahkeme kararıyla koltuğunu yeniden kazanan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, CHP genel merkezinde yaptığı toplantıda başına gelenlerin bir FETÖ operasyonu olduğunu açıklaması ve ardından çok ilginç ifadeler kullanması bunun önemli bir göstergesidir.
Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ile CHP’li Ekrem İmamoğlu’nu hedef alarak bunların, “Partiye sızmış FETÖ ajanları, rüşvetçi ve hırsız, delegeleri pavyon masalarına meze edenler ve dış odaklardan yardım isteyenler.” olduklarını açıkladı.
Ardından bir de özür diledi ki bu meşhur “Bari dinime tan eden müselman olsa” sözünü akıllara getirdi. Oturduğu koltuğa FETÖKULLİ bir kaset dümeniyle geçtiğini, 15 Temmuz’da FETÖ’cüler tarafından yapılan darbe girişimini kahve içerek seyredip sonra da tiyatro olarak nitelendirdiğini ve geçmiş dönemde FETÖ’cülerle ilişkisini unutmuş gibi davranan Kılıçdaroğlu, kendi elleriyle partiye yerleştirdiği Özel ve İmamoğlu’nu FETÖ’cü olarak ilan etti.
Bu hususta yaptığı konuşması ve dilediği özürler gerçekten tarihe not düşülecek kadar ibretlidir:
“Gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum.
Yürüyüşümüze sinsice sızan FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum.
CHP’nin şerefli delegelerini pavyon masasına mesele edenlerin maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum.
CHP’nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların, Mustafa Kemal’in partisini mahkeme kapılarına düşürüp itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum.
Halkın belediyesinde, halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip rüşvete, talana bulaşan o rüşvetçi belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için sizlerden, örgütümden ve tarih önünde hak deryasından özür diliyorum.”
Evet, bu konuşmasını dinleyince ister istemez, “Kılıçdaroğlu’nun özrü kabahatinden büyük.” demek zorunda kaldım.
Kılıçdaroğlu’nun FETÖ geçmişini özetlemeden önce Özel ve İmamoğlu’nun FETÖ beslemeleri olduğunu ve onlar tarafından pazarlanarak piyasaya sürüldüklerini yıllarca yazıp çizdiğimi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. İmamoğlu’nun yıllarca FETÖ’nün STV isimli televizyon kanalında spor yorumculuğu yaptığını, Trabzon’da örgüte bir kolej hediye ettiğini, hem Beylikdüzü belediye........
