menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşın terör örgütü ve İmralı süreci üzerine etkileri

21 0
20.04.2026

Daha önceki yazımda 28 Şubat’ta başlayan ve haftalar içinde bölgesel bir yangına dönüşen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in İran’a karşı savaşının 15 günlük ateşkesle durdurulduğunu yazmış ve tarafların verdiği soluklanma arası gibi gördüğümüz kısa sürede ne kaybedip, ne kazandıklarını analiz etmiştim. Bu çalışmada ise savaşın PKK terör örgütü ve İmralı Süreci üzerine etkileri incelenecektir.

Bilindiği üzere (yetkililerin ifadesiyle yurtiçinde 30-40 kişi kaldığı bilinen) PKK Terör Örgütü mensupları, güvenlik güçlerimizin amansız takibi ve İHA-SİHA destekli operasyonlarla başını kaldıramaz hale gelmiş, ülke içindeki eylem yapma yeteneğini ve kırsal alandaki hakimiyetini tamamen kaybetmişti. Bu aşamada başlatılan ikinci çözüm sürecinin de bir gereği olarak, örgüt silah bırakma kararı almış ve 30 kadar hafif silah basın huzurunda yakılmıştı.

Elbette teröristlerin silahlarıyla birlikte pazarlıksız, koşulsuz, devletin şefkatli ve adil kollarına teslim olmalarından ve yargılanmalarından daha normal bir beklenti olamaz. Ancak ifade edilenlerin aksine KCK bağlıları (Suriye’deki SDG/YPG’nin, Irak ve İran PKK’sının) tamamının silah bırakmaya asla niyeti olmadığı süreç içinde ortaya çıkmıştı.

Gelinen noktada, PKK Silah bırakıp devlete teslim olmamıştır; Gerek Suriye’de gerek Irak ve İran’da var olmaya devam etmektedir. Mart 2026'da Suriye'de yaşanan yönetim değişikliği ve bütünleşme süreçleri kapsamında, SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Komutanı Semir Asu, Doğu Suriye'den sorumlu Suriye Savunma Bakan Yardımcısı olarak atanmıştır. Yani örgüt, Suriye’deki yeni yapılanmadan pay almak ve devlete ortak olmak hedefine ulaşmıştır.

Öte yandan İran ile ABD-İsrail arasında süren savaş örgüte yeni kapılar açma potansiyeline sahiptir. Bu kapsamda savaş nedeniyle oluşacak güç boşluğu, sınır güvenliğinin zayıflaması, yerel silahlı aktörlerin önem kazanmasına ve terör örgütlerinin alan kazanmasına yol açabilir. Bu da PKK’nın gerek Irak’ın kuzeyinde ve gerekse Suriye’nin kuzeydoğusunda hareket alanını genişletmesine zemin hazırlayabilir. Savaş aynı zamanda güç odaklarıyla terör örgütünün ilişkilerini daha da yoğunlaştırabilir. Nitekim ABD başkanı Donald Trump’ın “Kürt unsurlar, silahlandırmamıza rağmen, sözlerini tutmadılar” mealindeki ifadesi........

© Habererk