Bir Alçak Teröristle Pazarlık Yapmak... Pazarlığın Ağırlığı ve Gerçek Yüzü
Terör, dünya genelinde devletlerin en çetin ve karmaşık sorunlarından biridir. Ancak Türkiye için, kırk yılı aşkın süredir devam eden bir terör tehdidi, sadece güvenlik meselesi değil, aynı zamanda milli varlığın, toplumsal vicdanın ve hukukun temel ilkelerinin sınandığı bir beka sorunudur. Bu çetin mücadelenin merkezinde, terör örgütü PKK'nın kurucusu ve lideri olan, Türk adaletince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış bir şahıs bulunmaktadır. Kamuoyunda ve siyasi çevrelerde zaman zaman gündeme gelen, bu alçak teröristle muhataplık veya "pazarlık" iddiaları, bu uzun soluklu ve kanlı mücadelenin ruhuna ve şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarının kutsiyetine bir hakaret niteliği taşımaktadır.
Bu metin, herhangi bir siyasi polemiğe girmeden, sadece ahlaki ve hukuki bir zeminde, söz konusu teröristin kamuoyuna yansıyan ifadeleri üzerinden bir analiz sunmaktadır. Amacımız, onun kendi sözleriyle, bir "barış süreci" olarak pazarlanan her türlü girişimin aslında nasıl bir aldatmaca ve tehlikeli bir siyasi hamle olduğunu gözler önüne sermektir. Teröristin kendi itirafları, onun sadece geçmişin değil, aynı zamanda geleceğin de yıkım planlarını hazırlayan bir figür olduğunu kanıtlamaktadır. Bu analiz, binlerce cana mal olan eylemlerin sorumlusuyla pazarlık yapılmasının neden asla kabul edilemez olduğunu, onun kendi ağzından dökülen sözlerle bir kez daha ortaya koymaktadır.
Ahlaki ve Hukuki Temeller: Bir Teröristin Kendi Kendini Tanımlaması
Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını hedef alan silahlı eylemlerin başındaki ismin, hukuken bir suçlu olduğu ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığı açıktır. Böylesine ağır suçların öznesi olmuş biriyle, siyaset veya barış adına dahi olsa masa kurulması, hukuk devleti ilkeleriyle ve kamu vicdanıyla çelişir. Bu kişi, binlerce canın, parçalanan ailelerin ve derin toplumsal travmaların doğrudan sorumlusudur. Onun, mahkeme kararıyla tescillenmiş bu rolünü kendisi de şu sözlerle kabul etmektedir:
Bu ifadeler, sıradan bir itirafın çok ötesindedir. Kendisini bir "günah keçisi" olarak tanımlasa da, aslında geçmişteki bütün silahlı eylem ve şiddet süreçlerinin başında durduğunu bizzat kendi ağzından doğrulamaktadır. Teröristbaşı, "son 50 yıldır sürdürüyorum" diyerek, eylemlerin sürekliliğini ve bu eylemlerdeki liderlik rolünü teyit etmektedir. Bu, hukuki süreçlerin ve mahkeme kararlarının doğruluğunun, bizzat suçlunun kendisi tarafından onaylanması anlamına gelir. Böylesine ağır bir........
