Kılıçdaroğlu’nun koltuk sevdası CHP’yi nereye götürüyor?
Sevgili okurlar, bazen siyasetin en acımasız gerçeği, eski alışkanlıkların hiç değişmemesidir.
2023 yerel seçim zaferinden sonra CHP’de başlayan “değişim” rüzgârı, bugün hâlâ eski liderin koltuk özlemiyle boğuşuyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun sessiz sedasız bekleyişi, kulislerde dolaşan iddialarla birleşince insan ister istemez soruyor: Bu sessizlik, gerçekten partinin iyiliği için mi, yoksa koltuğu geri alma planının bir parçası mı?
Düşünün: Parti içi kurultay tartışmaları mahkemelere taşındı, usulsüzlük iddiaları yıllardır sürüyor. İstinaf aşaması devam ediyor, 6 Mayıs’ta önemli bir duruşma var. Peki eski genel başkan bu süreçte nerede?
Kameraların önünde “mağdur” rolü yapmıyor, ama kulislerde “dönüş” sinyalleri çok net. İlk iş olarak Ekrem İmamoğlu ve yanındaki isimleri disiplin kuruluna sevk etme planı konuşuluyor.
Yani özetle: Parti yoğun bakımda, beyin ölümü gerçekleşmiş gibi tutuluyor. “Var mı? Var. Yaşıyor mu? Yaşıyor.” hesabı tam da bu.
Asıl vahim olan, bu koltuk savaşının iktidara ne kadar yaradığı. Yargı sopası yıllardır muhalefeti dizginlemek için kullanılıyor.
Adalet Bakanlığı’ndaki atamalar, geciken kararlar, gözaltılar… Hepsi “muhalefetsiz Türkiye” hayalini besliyor.
Kılıçdaroğlu’nun bu oyunun parçası olması ise ayrı bir trajedi.
13 yıl boyunca koltuğu bırakamayan bir siyasetçi, bugün değişim rüzgârına karşı direnerek partiyi felç ediyor. Sanki “ben gidince her şey biter” diye düşünüyor.
Oysa gerçek tam tersi: O koltuk sevdası yüzünden CHP, 2028’e giden yolda muhalefet gücünü kaybediyor.
Benim gördüğüm tablo şu: Bu, sadece bir parti içi kavga değil.
Türkiye demokrasisinin aynası. İktidar yargıyı siyasete alet ederken, muhalefetin eski lideri de aynı tuzağın içinde yer alıyor.
Koltuk uğruna sırtını Saray’a yaslamak diye buna denir.
Halbuki asıl yapılması gereken, partiyi iç çekişmelerden kurtarıp halkın gündemine odaklanmak.
Yoksulluk, adaletsizlik, işsizlik…
Bunlar varken hâlâ “kim genel başkan olacak” kavgası yapmak, millete hakarettir.
Kılıçdaroğlu’na buradan sesleniyorum: Eğer gerçekten CHP’yi seviyorsanız, koltuk sevdasından vazgeçin.
Değişim zaten oldu; siz de bunu kabul edin. Yoksa tarih sizi, partiyi bitkisel hayatta tutan adam olarak hatırlayacak.
Muhalefet bir kişiye bağlı değil, bir fikre bağlıdır. O fikir de koltuk değil, halktır.
Şimdi sıra sizde, CHP delegeleri ve seçmenleri. Bu oyunu bozmak sizin elinizde.
Yoksa 2028’de yine “keşke” diyeceğiz.
