Baba yüreği
1894 yılının Nisan ortalarıydı.
Yıldız Sarayına ilginç bir şikâyet mektubu ulaştı.
Necla isminde genç bir kız tarafından yazılan mektup, Beyrut’tan gönderilmişti.
25 yaşında, yetişkin ve aklı başında biri olduğunu söyleyen Necla, ailesi tarafından istemediği bir adamla zorla evlendirilmek istendiğinden yakınıyor, hayatını karartan eza ve cefalardan kurtulmak için Padişahtan yardım istiyordu. “Merhametli Padişahımdan başka sığınacak yerim, tutunacak dalım kalmadı. Maruz kaldığım muameleme-i gaddaranenin tahkik edilmesini, şer’-i şerif ve kanun-u münif dairesinde muamele görmek için Beyrut valisine irade buyurulmasını istirham ederim” diyordu.
Sultan II. Abdülhamit Han mektubu okuyunca derin bir keder hissetti. Zaten duygulu bir adamdı. Daha on yaşındayken annesini, gencecik yaşta babasını yitirmiş, öksüz ve yetim büyümüştü. Dışarıdan görülenin aksine naif ve ince bir yapısı vardı. Çocuklara, özellikle de kız çocuklarına aşırı düşkündü.
Bu düşkünlüğün temelinde, gözbebeği Ulviye’sinin acısı yatıyordu.
Şehzadelik yıllarında kucağına aldığı, kendisine ilk babalık hislerini yaşatan biricik kızını altı yaşındayken kaybetmişti. Hem de hiçbir faninin dayanamayacağı bir trajediyle... Dolmabahçe Sarayında kibrit kutusuyla oynarken tülden giysileri tutuşuvermiş, bakıcıların gözleri önünde yanarak ölmüştü. Ne zaman bir kız çocuğuyla karşılaşsa gözlerinin yaşarması, bakışlarının dalıp gitmesi bundandı... Eğer o felaket yaşanmamış olsaydı Ulviye’si Necla ile aynı yaşlarda olacaktı.
Kederli Sultan, gözyaşıyla ıslattığı mektubu katlarken devlet meselesi ciddiyetiyle hadisenin üzerine eğilmeye karar verdi. Cebel-i Lübnan Sancağı Mutasarrıfı Naum Franko Paşaya acele bir talimat göndererek konuyla ilgilenmesini emretti.
..........................
Mektubun sahibi, Cebel-i Lübnan’ın en güçlü Dürzi kabilelerinden birinin kızıydı. Arslanlar Kabilesi, Beyrut’tan Şam’a bölgede ağırlığı olan bir aileydi. Aynı zamanda Dürzilerin yoğun olarak yaşadığı Şuf Kaymakamlığı da bu ailenin uhdesindeydi.
Ailenin tanınmış büyüklerinden biri olan Halil Bey, kızı Necla’yı daha doğduğu yıl baş-göz etmiş, kabilenin reisi olan amcasının oğlu Mustafa Beye beşik kertmesi........
