menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kaşif Kozinoğlu’nun kalbi nasıl durdu?

33 0
previous day

Şiddete dayalı siyaset tarzının uzun yıllar egemen olduğu Türkiye’de, kangrene dönen meselelerden biri de “faili meçhul cinayetler”di.

Sayısız ünlü sima, karanlık ellerin bastığı tetikler yüzünden toprağa verildi.

Ülkemiz, “faili meçhul cinayetler” açısından en karanlık dönemini ise sıktığı diş macununu yeniden tüpe sokmayı başaran ünlü Fizik Profesörü(!) Erdal İnönü’nün iktidar ortağı olduğu 1993 yılında yaşadı.

Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Adnan Kahveci, Bahtiyar Aydın, Cem Ersever gibi kritik isimler ya suikasta kurban gitti ya da şüpheli kazalar neticesi can verdi.

Ülkenin zifiri karanlığa gömüldüğü o meş’um yılda, “Madımak” ve “Başbağlar” gibi derin tezgâhlar sahnelendi. 

“Barış” mesajı vermek için sürekli “beyaz güvercin” uçuran Bülent Ecevit iktidarlarında da oluk oluk kan aktı.

Her ne kadar Ecevit, 1999 yılında “Başbakan” sıfatıyla yaptığı açıklamada, “20 yıl öncesinin siyasi cinayetleri bile bizim hükümetimiz tarafından ortaya çıkartılıyor” diyerek “faili meçhul” cinayetlerin kendi döneminde çözüldüğünü iddia etse de…

“Ecevit’ten bu memlekete zarar gelecektir” diyen İsmet İnönü’yü haklı çıkarırcasına, “Karaoğlan”ın iktidarlarında sayısız masum isim,  karanlık cinayetlere kurban gitti.

Sadece 1975-1978 yılları arasında bizzat CHP’liler tarafından işlenen ve aralarında “siyasi cinayetler”in de olduğu 92 vaka kayıtlara geçti.

İsmailağa Cemaati’nin ileri gelen isimlerinden Hızır Ali Muratoğlu Hoca ile Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın şehit edilmesi ve Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmesi, yine Ecevit dönemlerinde işlenen “faili meçhul” cinayetlerden yalnızca birkaçıydı.

Üstelik bu durum Ecevit iktidarının son günlerinde daha da vahim bir hal almıştı.

Bir muhafazakârın ağzından çıkan sözler, “laikliğin bekçiliği”ne soyunan mütareke medyası tarafından günlerce ekranlarda........

© Haber7