menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Toplumsal Dayanışma ve Güven Ahbap-Çavuş İlişkileri ile Yürür mü?

10 0
16.07.2026

Büyük afetler toplumların fiziksel altyapısıyla birlikte kurumsal yapısını da sınayan olağanüstü dönemlerdir.

İlk aşamada dikkatler doğal olarak arama-kurtarma faaliyetlerine, sağlık hizmetlerine, barınma imkânlarına ve temel ihtiyaçların karşılanmasına yönelir.

Fakat afetin akut evresi geride kaldıkça, görünürde teknik nitelik taşıyan birçok tartışmanın gerçekte kurumsal güven, yönetişim ve toplumsal meşruiyet ekseninde şekillendiği anlaşılır.

Bu nedenle afetlerin ardından yaşanan tartışmalar belirli kurumların performansına ilişkin değerlendirmelerden ziyade bir toplumun ortak hareket etme kapasitesini mümkün kılan güven ilişkilerinin yeniden tanımlandığı süreçlerdir.

Haluk Levent ve Ahbap Derneği ekseninde kamuoyuna yansıyan iddiaların akıbeti hukuk devletinin öngördüğü usuller çerçevesinde yürütülen soruşturma ve yargılama süreçleri sonunda belirlenecektir. Bununla birlikte kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu iddiaların hukuki akıbetlerinden bağımsız olarak güven duygusu üzerinde önemli etkileri olduğu da aşikârdır.

Güven, toplumların en önemli kurumsal kaynaklarından biridir. Bir kamu kurumunun, sivil toplum kuruluşunun veya herhangi bir sosyal organizasyonun işlevini sürdürebilmesi sahip olduğu maddi imkânlardan önce kendisine duyulan güvene bağlıdır.

Güvenin bulunduğu yerde insanlar kaynak seferber eder, yetki devreder, sorumluluk paylaşır ve ortak amaçlar doğrultusunda iş birliği yapar. Güvenin zayıfladığı yerde ise aynı faaliyetlerin yürütülebilmesi çok daha yüksek maliyetler gerektirir. Denetim mekanizmalarının artması, bürokratik süreçlerin ağırlaşması ve karar alma hızının düşmesi, çoğu zaman güven eksikliğinin kurumsal yansımalarıdır.

Afet dönemlerinde bu durum daha belirgin hâle gelmektedir. Bağış yapan kişi aktardığı kaynağın hangi tedarik zincirinden geçtiğini, hangi ölçütlerle dağıtıldığını veya hangi süreçlerden sonra ihtiyaç sahibine ulaştığını bireysel olarak takip edemez. Böyle bir yapıda güven, bireysel kanaat olmaktan çıkar ve kurumsal işleyişi mümkün kılan temel mekanizmaya dönüşür.

İnsanlar çoğu zaman yaptıkları bağışın her aşamasını doğrulayabildikleri için değil, bunu yapmaya gerek bırakmayacak ölçüde güven duydukları için bağışta bulunurlar.

Bu güvenin kaynağı ise kişisel sempati veya dönemsel popülerlikten çok kurumların hesap verebilirliği, denetlenebilirliği ve öngörülebilirliğidir. Güvenin kalıcı hâle gelebilmesi, kurumsal süreçlerin kişilere bağlı olmaktan çıkarılmasına bağlıdır.

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında yaşanan tartışmalar dijital iletişim ortamlarının etkisiyle kısa sürede milyonlarca kişiye ulaşmış büyük ölçüde dezenformasyon içeren bilgi ve yönlendirmelerle Kızılay........

© Haber7