Metruk köy okullarını “Yaşlı Yaşam Merkezleri”ne dönüştürmeliyiz
Birkaç günlüğüne köyüme uğradım. Çay mevsimi bittiği için sessiz mi sessiz. Evden bahçeye bakarken gözlerim “köy okulu”na kaydı anlık; o metruk haline.
Bir zamanlar siyah önlüklerle yağmur-çamur, kar-kış demeden çay tarlaları arasında gidip geldiğim ilkokulum, şimdi metruk.
Çocuk sesleriyle şenlenen, bahçelerinde “yakalamacılık” gibi oyunlar, “maç” gibi koşturmacalar olan köy okullarının hemen hepsi metruk çünkü köylerde kimseler kalmadı; az sayıda kalan da yaşlı ve yalnız.
Belki bu metruk köy okulları yeniden hayat bulabilir, hem de giderek büyüyen bir sorunumuz olan “yaşlı yalnızlığı”na çözüm üreterek!
TÜİK’in “İstatistiklerle Yaşlılar” verileri, üzerinde düşünmemiz gereken bir tablo ortaya koyuyor zaten.
Türkiye’de 65 yaş ve üzerindeki yaşlı nüfus, son beş yılda % 20,5 artarak 9 milyon 583 bin 59 kişiye ulaşmış durumda.
Yaşlıların toplam nüfus içindeki payı % 11,1.
Daha da dikkat çekici olanı, tek başına yaşayan yaşlıların sayısının 1 milyon 836 bin 496’ya ulaşması. Bu sayı, 2019’da yaklaşık 1 milyon 374 bindi.
Yani yalnız yaşayan yaşlıların sayısı altı yılda % 33,6 gibi bir oranla belirgin biçimde artmış vaziyette.
Elbette tek başına yaşamak, mutlaka yalnızlık hissetmek anlamına gelmiyor. Ancak bu rakamlar, yaşlılarımızın sosyal destek ve dayanışmaya duyduğu ihtiyacı gözler önüne seriyor.
Özellikle çocukları başka şehirlere göç etmiş, eşini kaybetmiş veya hareket kabiliyeti azalmış yaşlılar için sağlık sorunları bir yana günlerce kimseyle yüz yüze dertleşememek ciddi risk/sorun.
Zira uzun süreli yalnızlık; depresyon, bilişsel gerileme, fiziksel sağlığın bozulması........
