Küresel Tiyatro'da Gazze'yi konuşmak
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yerinde ben olsam, Birleşmiş Milletler’in hiçbir toplantısına katılmam. Zira BM denilen bu küresel tiyatro ya da panayır artık çürümüş, kokuşmuş ve insanlık için gereksiz bir yük haline gelmiştir.
Diyeceksiniz ki: “Herkes orada –hatta aşağılık Netanyahu bile! Erdoğan elbette olmalı, meydanı çakal sürüsüne bırakmamalı…”
Ama ben diyeceğimi söylemeye devam edeyim:
New York’taki Birleşmiş Milletler binası, kurulduğu günden bu yana hiç olmadığı kadar büyük bir ahlâkî ve kurumsal çöküşün içinde. Filistin’de bir asra yaklaşan, Gazze’de ise yıllardır Siyonistlerce tek taraflı sürdürülen soykırım taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmadı. Canlı yayınlarla bütün dünyanın gözünün içine sokulan saldırılıra rağmen BM’nin mermer salonlarında cereyan eden tek şey, bürokratik nezaket kılıfına bürünmüş derin bir ikiyüzlülük!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır uluslararası platformlarda bıkıp usanmadan dile getirdiği, her seferinde salonların keyfini kaçıran Filistin hakikati, tartışma götürmez bir kesinlikle önümüzde duruyor. Erdoğan, Birleşmiş Milletler kürsüsündeki 16’ncı hitabında, başka bir ahlâkî dili temsil ettiği için önemli. “Özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacağız” diye haykırması, Filistin’i tanımayan ülkelerin kararlarını gözden geçirmelerini tavsiye etmesi, Gazze’nin vakit kaybetmeden yeniden inşa edilmesi için terör devleti İsrail üzerindeki baskının artırılmasını istemesi çok ama çok değerli…
Bu konuşma, Gazze’yi dünyanın en büyük çocuk mezarlığına ve çocuklarda uzuv kaybının en yoğun yaşandığı yere dönüştüren tablonun o kürsüde açıkça söylenmesi, kuru bir diplomatik tercihten çok daha önemlidir. Bu, yok sayılmak istenen bir halkın adını dünya zabıtlarına yeniden yazdırmaktır.
Elbette bir kürsü konuşması tek başına Gazze’de bir çocuğu doyurmaz, yıkılmış bir hastaneyi ayağa kaldırmaz, kopmuş bir uzvu geri getirmez. Fakat bütün bir sistem Filistinliyi görünmez kılmak için çalışırken onun adını ısrarla söylemek, devletini tanımaya çağırmak, failin üzerine siyasî ve hukukî baskı istemek de değerlidir.
Bütün insanlığın ortak yarası olması gereken bu eşi benzeri görülmemiş trajediye ilk müdahale etmesi gereken Birleşmiş Milletler’in ikiyüzlülük tiyatrosuna karşı sadece Türkiye ve vicdan sahibi birkaç ülkenin sesini yükseltmesi ortak insanlık........
