menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yarına kalır, yanına kalmaz!..

16 0
yesterday

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldığı bir televizyon programında kendisine FETÖ operasyonlarının uzamasıyla ile ilgili sorulan bir soruya şöyle cevap vermişti.

“Türk devleti bazen geç devreye girer ama girer!”

Bu cevapta aslında şu çok önemli yaklaşımın eseri vardır.

Devlet, herhangi biri gibi, duyum üzerinden hareket edemez, kendisini bağlayan hukuk kuralları içerisinde suçu ve suçluyu delilleriyle birlikte ‘suçüstü’ yapıncaya kadar süreci teenni ile gerçekleştirir.

Devletin olaylara hemen tepki vermek yerine doğru zamanı beklemesi ve stratejik akılla mükemmel bir zamanlama yapması devlet olmanın gereğidir.

Devleti, illegal örgütlerden, mafyadan ve çetelerden ayıran hususiyet budur!

Bütün bunları, önceki yazılarımın birinde, “hepiniz oradaydınız” diye işaret ettiğim güruhun asrın felaketi sürecinde devletin karşısında ve bir dolandırıcının tam yanında duran yaklaşımlarının bugün gündeme alınmasındaki stratejiye dikkat çekmek için yazdım.

Evet, devlet o büyük acı günlerinde kimin ne yaptığını gayet iyi biliyordu.

Şer güçlerin içerideki işbirlikçi etki ajanları ve 5ci kol marifetiyle operasyon çekeceğini de biliyordu.

Bunun için kullandığı aparatların suret-i haktan bir görüntü vererek muhalefeti tek bir noktada toplayacaklarını ve bunun üzerinden hükumeti düşürme girişiminde bulunacaklarını bilmesi de bu cümledendir.

FETÖ’cülerle koordineli bir şekilde saldıran şahıslar önceden belirlenmişti.

Kaşarlanmış televizyoncu ve yazarlara ek olarak gençler üzerinde etkisi olan sanatçı ve şarkıcılar bunlara monte edilmiş, magazinin en pespaye isimleri de yancı olarak belirlenmişti.

Hepsinin tek bir merkezden idare edildiği o kadar belliydi ki, söyledikleri bile neredeyse tıpatıp birbirinin aynıydı.

Odağına ‘devletin acz içerisinde olduğu’ fitnesini koyan ve biteviye bu alçaklığın propagandasını yapan güruh malum dolandırıcıyı da kahramanlaştırarak amacına ulaşmaya çalışıyordu.

Maksat bu fitneyi tabana yaymak, özellikle de gençleri bu akımın içerisine çekmekti.

Belli ölçüde ulaştılar bu gayelerine…

O günlerde hadisenin farkında olan vatanperver insanlar devletin neden sustuğunu ve müdahale etmediğini sorup durdu hep…

Aslında karşı güruhun maksadı tam da buydu…

Devlet müdahale edecek ve bunlar da kendilerine verilen taktik icabı karşı saldırıya geçerek ‘devletin kendi........

© Haber7