menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hüdayi Vakfı ne demek istiyor?

40 0
18.10.2026

Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı’nın yayımladığı bildiri epey ses getirdi. Bildiri, bir cemaat tarafından kaleme alınmasına rağmen İslami camianın bütün renkleri tarafından sahiplenildi.

Vakfın vermek istediği mesaj, muhafazakâr kesim tarafından doğru anlaşıldı Camilerde, mescitlerde, vakıflarda, derneklerde dillendirilen meseleler metne dökülmüş oldu.

Bildiriyi en yanlış okuyanlar muhalif kesim oldu. Türkiye’yi doğru okuyamadıkları gibi verilmek istenen mesajı da doğru okuyamadılar. Bildiriyi iktidara karşı bir başkaldırı olarak görecek kadar uçtular.

Hüdayi Vakfı’nın böyle bir derdi olmadığı gayet açık. Vakıf, hakikati en yalın şekliyle söyleyip sorunları resmetmiş. Emr-i bi’l-ma‘rûf ve nehy-i ani’l-münker sorumluluğunu yerine getirmiş.

Hüdayi Vakfı’nın ne demek istediğini anlamak yerine sosyal medyada vakfı tartışmaya açanlar da oldu. Bazıları adını ilk defa duydukları vakfa sürü psikolojisiyle saldırıya geçti.

Bu sebeple önce Hüdayi Vakfı ve camiası hakkında sonra bütün tasavvufi oluşumların toplumdaki karşılığı hakkında birkaç kelam etmek isterim.

SAMİ EFENDİNİN ÇİZGİSİ

Türkiye’de onlarca vakıf ve camia varken Hüdayi Vakfı’nının neden öne çıktığını soranlar olmuş.

Böyle bir bildiriyi en önde Hüdayi Vakfı’nın yazması gayet doğaldır. Çünkü bunu, izini takip ettikleri ve yolunu sürdürdükleri Mahmud Sami Ramazanoğlu’nun sevaplar gibi tertemiz hayatına ve sahih tasavvuf anlayışına uygun bir hamle olarak değerlendirmek gerekir.

Sami Efendi Hazretleri, kendisine ailesinden çok büyük mal ve arazi miras kalmasına rağmen kendisine düşen, maddi değeri çok büyük serveti almamıştır.

Helal lokma dikkati ve kul hakkı hassasiyeti o kadar yüksektir ki yan tarladaki bir buğday tanesinin kazara kendi tarlasına düşmesinin hesabını düşünerek servetinden vazgeçmiştir.

Bu hassasiyet, hukuk diplomasına sahip olduğu hâlde avukatlık mesleğini icra etmekten uzak durmasına da vesile olmuştur. Çok sayıda varlıklı müridinin olmasına rağmen kendi emeğiyle geçinmeyi seçmiş; bir ticarethanenin muhasebesini tutarak maişetini temin etmiştir.

Günümüzde şeyhlik iddiasında bulunan nice insanın mali durumuna bakınca Sami Efendi Hazretlerinin büyüklüğünün derecesini daha iyi anlıyoruz.

İşte böylesine büyük bir öncünün manevi mirasının üzerinde oturan Hüdayi Vakfı’nın bu açıklamayı yapması gerekirdi.

SAHİH BİR TASAVVUF ANLAYIŞI

Hüdayi Vakfı’nı uzun yıllardır takip ediyorum. Mübalağalı menkıbelerden ve keramet pazarlamasından uzak durarak şeriatın ölçülerine bağlı sağlam bir tasavvuf anlayışını muhafaza ettiklerini biliyorum.

Cemaatin önderi Osman Nuri Topbaş’ın bu husustaki ikazlarını da son derece kıymetli buluyorum.

Nitekim bir sohbetinde, şeyhinin mahşer yerinde elinden tutup kendisini cennete götüreceğine dair sözleri bir felaket olarak değerlendirmiş; gerçek mürşitlerin, müritlerinin kendilerini kutsallaştırmasına asla müsaade etmeyeceklerini vurgulamıştır.........

© Haber7