Alev Alatlı’yı anlamak!
Türk düşünce dünyasının müstesna isimlerinden Alev Alatlı adına, kurucusu olduğu Kapadokya Üniversitesi’nde anlamlı bir sempozyum düzenlendi.
Türkiye’nin farklı üniversitelerinden kıymetli akademisyenlerin bildiriler sunduğu programda ben de “İstikamet Sahibi Bir Aydın” başlıklı bir konuşma yaptım.
Konuşmamda, Türkiye merkezli bir aydın olarak Alev Alatlı’nın bu topraklara kattığı fikrî değeri anlatmaya çalıştım.
Zira yaklaşık iki yüz yıldır Türkiye’de aydınların önemli bir kısmı kendi toplumuna yabancılaşmış, hatta zaman zaman ona karşı mesafeli ve düşmanca bir tutum içine sürüklenmiştir.
Batıyı, Batılılardan daha mutlak ve sorgulanamaz gören sömürgeci aydın zihniyetinin ülkemizde bıraktığı tahribat hâlâ hissedilmektedir.
Bu yabancılaşma, kimi düşünürlerce “aydın ihaneti” olarak adlandırılan bir kırılmaya yol açmış; milletimizin özgüveninde derin yaralar açmıştır.
Egemen zihniyet, sözde aydınlar aracılığıyla halkın zihnine “bizden adam olmaz” zehrini işlemiş; bağımsız ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir ülke olabilme fikrini zayıflatmıştır.
Kurtuluşun tek yolu olarak sürekli Batı işaret edilmiş, kendi medeniyet kodlarımız değersizleştirilmiştir.
Türkiye’de aydın tipi çoğu zaman kendi toplumuna mesafeli durdu.
Halkın inancını, kültürünü, tarihini ve değer dünyasını küçümseyen; çözümü hep dışarıda arayan bir anlayış gelişti. Kendi milletine yukarıdan bakan, halkının değerleriyle kavga eden, köklerinden kopuk bir aydın tipi ortaya çıktı.
Bu durum zamanla bir zihinsel yabancılaşmaya dönüştü.
Oysa gerçek aydın, halkından kopan değil; halkının........
