Karanlık savaşın kırılgan ateşkesi
Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki ikinci döneminin en kaotik kumarı olan İran savaşı, Pakistan, Türkiye ve Mısır’ın arabuluculuğunda sağlanan kırılgan ateşkesle “şimdilik” durmuş görünüyor.
Ancak çelişkilerle örülü karanlık savaşın sona ermesi umudu, Amerika ve İran taraflarınca paylaşılan ve birbirinden farklı maddeler içeren ateşkes yaklaşımlarıyla oldukça karmaşık bir hale geldi.
Ortada dolaşan belgelerin hiçbiriyle ilgili tam mutabakatın sağlanamadığı, tarafların imza attığı ortak bir metnin olmadığı, daha çok sözlü sağlanmış bir sürecin yürüdüğü görülüyor.
Savaşın başta enerji olmak üzere çok yönlü maliyetlerini ağır şekilde hissetmeye başlayan tüm dünyanın barış umutları, İsrail’in karanlık hesaplarına kurban edilme riskiyle karşı karşıya.
İsrail’in Kanlı Lübnan Provokasyonu
Savaşın baş tetikçisi soykırımcı İsrail ise Lübnan’da 10 dakika içinde 100 noktayı hedef alıp 200’den fazla insanı hayattan kopararak geçici ateşkesi ilk günden sabote etti.
Soykırımcı İsrail’in ara vermeden devam ettiği, Lübnan’ın kalbinde gerçekleşen son katliamlar sadece askeri bir strateji değil; bu ateşkesi havaya uçurmaya yönelik açık bir provokasyondur.
İsrail, İran’ı ve vekillerini yeniden sahaya çekerek Trump’ı “yarım bıraktığı işi bitirmeye” zorlamaya çalışıyor. Çünkü katliamdan beslenen Netanyahu için İran savaşı kirli bir siyasi beka meselesi, ateşkes ise bunca yıl sonra elde ettiği fırsata ihanet olarak görülüyor.
Nitekim İsrail muhalefet lideri Yair Lapid, “Tarihimizde böyle bir siyasi felaket yaşanmadı. Ulusal güvenliğimizin özüne ilişkin kararlar alınırken İsrail müzakere masasına bile yaklaşamadı.” sözleriyle Netanyahu’yu eleştirmekten geri durmadı.
Görüşmelerden dışlanan katliamcı İsrail, karşı olduğu ateşkesin öfkesini Lübnan’dan çıkararak aslında savaşın devam etmesi için elinden gelen tüm kanlı hamleleri yapacağını açıkça gösteriyor.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, salı gecesi yaptığı paylaşımda ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını açıkladı.
Ancak İsrail ve Amerika, geçici ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını savunurken İran, bu saldırıları gerekçe göstererek Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri, iki geminin geçmesinin ardından durdurdu.
Soykırımcı İsrail’in savaşın başından beri en büyük katliamı sahnelediği Lübnan’ın kanlı düğümü çözülebilecek mi?
Bu sorunun cevabı için gözler, İslamabad’da yapılacak kritik ateşkes görüşmelerine çevrilmiş durumda.
Amerika heyetine Başkan Yardımcısı JD Vance’in liderlik edeceği görüşmelere Trump’ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’in katılması bekleniyor.
İran tarafından ise bu önemli buluşmada Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Arakçi’nin yer alması öngörülüyor.
Trump’ın Tarihi “U” Dönüşü
Karşılıklı suçlamaların ve Trump’ın “Büyük ordumuz şu an dinleniyor ve bir sonraki fetih için sabırsızlanıyor” şeklindeki tehditlerinin gölgesindeki görüşmelerin nasıl ilerleyeceğini zaman gösterecek.
Tüm bu tehdit diline rağmen iç politikada sıkışan Trump’ın bir çıkış aradığı da ortada.
“İran medeniyetini yok etmekten” bahseden Trump’ın tarihi bir “U” dönüşü yaparak geçici ateşkesin ardından “Ortadoğu’nun altın çağının” başladığını ilan etmesi bu sıkışmanın sonucu.
Burada en kritik nokta, Amerika’nın saldırganlıklarıyla bölgeyi ateşe atan İsrail’i dizginleyip dizginlemeyeceği konusunda düğümleniyor.
Trump’ın İsrail tarafından kandırılarak yakın tehdit olmayan bir savaşa çekildiğini açıklayarak istifa eden eski ABD Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, bu durumu çok net özetliyor.
Kent, “Ateşkes iyi. Ancak şimdi İsrail’e dikkat etme zamanı. İsrail, ateşkes konusunda kötü bir sicile sahip.” sözleriyle barış çabalarını dinamitleme potansiyeline........
