Fonlar Tasfiye Edilirken Adalet Eksilmesin
Parasını bekleyen yatırımcı için ilk haber basittir.
Hesabıma ne zaman, ne kadar para yatacak?
Meclisin ve işi çözmeye çalışan kurum/kuruluşların cevaplaması gereken soru biraz daha zordur.
Eldeki para herkese yetmezse, kalan kayıp nasıl paylaşılacak?
13 Ekim akşamı İletişim Başkanlığının, Fon Koordinasyon Kurulunun beşinci toplantısının ardından yaptığı açıklama, bu iki soruyu birlikte düşünmeyi açıkçası gerektiriyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sn. Cevdet Yılmaz başkanlığındaki toplantıya ilgili kurumların temsilcileri katıldı. Açıklamaya göre geçen hafta Ziraat Bankası aracılığıyla A1, Bulls ve Pardus fonlarındaki 43.643 yatırımcıya 6,4 milyar lira ödendi.
Aynı üç şirketin kalan 49 fonunda 34,1 milyar liralık tasfiyenin hafta sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. Böylece 66 fonda 45.745 kişiyi kapsayan toplam 40,5 milyar liralık ayni ve nakdi tasfiyeye ulaşılması öngörülüyor. Diğer 65 fondaki ara ödemeler içinse teklifin yasalaşması bekleniyor. Komisyon görüşmesinin 14 Ekim’de yapılması öngörülmüş.
Ödemelerin başlaması önemlidir. Bekleyen insanın borcu, kirası, işletmesinin ihtiyacı yasama takvimine göre ertelenmiyor.
Bununla birlikte açıklanan tutarların aynı şeyi ifade etmediğini de görmek zorundayız. Yapılmış ödeme, hedeflenen tasfiye ve kanundan sonra yapılması planlanan ara ödeme farklı aşamalardır.
Bu ilerlemeyi kalıcı güvene dönüştürmek için ödeme süreciyle hukuki çerçevenin birlikte güçlenmesi gerekiyor.
Yazıdaki amacım da tam olarak bu…
Teklifin çözüm kapasitesini artırabilecek, uygulayıcıların işini kolaylaştırırken yeni uyuşmazlıkları önleyebilecek noktaları komisyon görüşmesi öncesinde ortaya koymak.
Hesaba geçen varlık, kullanılabilir para mı?
Açıklamadaki “ayni ve nakdi” ayrımı üzerinde durmak gerekiyor. Nakdi ödeme para aktarımıdır; ayni tasfiye ise varlık devrini içerebilir. Bu nedenle 40,5 milyar liranın tamamını yatırımcıların banka hesaplarına yatacak nakit gibi sunamayız. Açıklama bu toplamın ne kadarının ayni, ne kadarının nakdi olduğunu ayrı ayrı vermiyor.
Bir yatırımcıya bir milyon lira nakit, diğerine aynı değerle kaydedilmiş menkul kıymet aktarılsın. İkinci yatırımcının elindeki varlığı o bedelle hemen satabilmesi, piyasadaki alıcıya ve satış koşullarına bağlıdır.
Dolayısıyla kâğıt üzerindeki bu eşitlik, aynı gün kullanılabilir para (likit varlık) bakımından eşitlik sağlamayabilir.
Ayni tasfiye kötü bir yöntem olmak zorunda değil.
Fon bütün varlıkları aynı anda satmaya zorlandığında fiyat düşebilir fakat varlık devri bu baskıyı azaltabilir. Burada akla ister istemez şu soru geliyor.
Bunca badirede bir grup hırsız ve onun avaneleri tarafından tescilli şekilde dolandırılmış ve iyi niyeti suistimale uğramış olan küçük yatırımcı satış yükü kendisine geçtiğinde yönetebilecek mi? Bu bağlamda bunun ne anlama geldiği kendilerine açıkça anlatılmalı, izah edilmelidir. Zira küçük yatırımcı, devraldığı varlığın riskini yönetebilecek durumda olmayabilir.
SPK’nın belirleyeceği ortak standartla, tasfiye kuruluşları her yatırımcıya nakit ödemesini, devredilen varlığını, değerleme esasını, varsa satış kısıtını ve kalan hakkını gösteren bir hesap dökümü sunmalıdır. Bu teknik bilgiler bir uygulama düzenlemesinde ayrıntılı biçimde izah edilebilir, kanunda ise bilgilendirme yükümlülüğünün çerçevesi belirginleştirilebilir.
Burada yeni bir ödeme vaadi önermiyorum.
Yatırımcı, tasfiye sonucunu kendi hesabıyla karşılaştırabilmeli.
Varlık devriyle nakit ödeme arasındaki fark yeterince açıklanmazsa, tamamlanma duyurusu sonrasında da belirsizlik........
