Dilden ekrana söz ahlâkı: Ya hayır söyle ya da sus!
Bir söz söyle, iyilikten ve güzellikten nasibi olsun, huzura ve hayra vesile olsun.
Bir söz söyle, gözyaşı olan yere merhamet, zulüm olan yere adalet taşısın. Bir söz söyle, endişe olan yere emniyet, hüzün olan yere sevinç saçsın. Bir söz söyle, ayrılık olan yere birlik, husumet olan yere muhabbet götürsün. Bir söz söyle, illâ hakikat olsun, dilinle söylediğini hayatın yalanlamasın.
Dilimizle ilmek ilmek bir şahsiyet ve bir kimlik inşa ediyoruz. Her söz bizden bir iz taşıyor. Söylediklerimiz zamanla bizi ve çevremizle kurduğumuz ilişkiyi şekillendiriyor.
Söz, insanın iç dünyasının dışarıya açılan kapılarından biridir. Ahlâkımızı ele verir, niyetimizi görünür kılar. İnsan sözleriyle kendini ifade ederken içinde yaşadığı dünyanın diline de katkıda bulunur. Allah Teâlâ’nın insanı “Ol” emriyle yaratması, Hz. Âdem’e isimleri öğretmesi ve insana beyan kabiliyeti vermesi, sözün insan için taşıdığı değeri gösterir. Vahiy yoluyla insana hitap edilmesi de sözün hayatımızdaki yerini ortaya koyar.
Söz ve konuşma anlam alanında kullanılan ‘kelime’ ve ‘kelâm’, k-l-m kök ailesine mensuptur. Aynı kökün bir başka anlamı da ‘yaralamak, iz bırakmak’tır. Keskin bir alet nasıl bedende iz bırakırsa ağızdan çıkan yahut ekrana düşen söz de gönülde iz bırakır. Kimi söz merhem olur, kimi yara açar. Kimi insanın içini ferahlatır, kimi uzun süre taşınacak bir ağırlığa dönüşür.
Bugün sözlerimizin önemli bir kısmı ekrana düşüyor. Mesajlarımız ve paylaşımlarımız bir dokunuşla başka insanların dünyasına karışıyor.
Peygamberimizin şu ölçüsü tam burada yeniden okunmalı:
“Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır konuşsun ya da sussun.”
Hadis-i şerif konuşmaya bir ölçü getirirken susmanın da yerini gösterir. Söz disiplini, kelimeleri tartmayı ve susulacak yeri bilmeyi gerektirir.
Ekran çağında dil terbiyesi, klavyenin başındaki parmakları da içine alır. Sözün terbiyesi sonunda gelip kalbin terbiyesine dayanır.
DİL, GÖNÜL VE İSTİKAMET
Farsçada “dil” kelimesinin gönül anlamına gelmesi düşündürücüdür. Ağızdan çıkan sözle gönülde taşınan hâl arasında yakın bir ilişki vardır. Gönülde olan dile yansır, dilde tekrarlanan da zamanla gönlü etkiler.
Mevlânâ’ya nispet edilen şu söz bu ilişkiyi güzel anlatır:
“Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.”
Ağız dilinin arkasında bir gönül dili vardır. Sözün temizliği de biraz buradan gelir. İnsan içinde ne taşıyorsa bir şekilde sözüne sızar. “Üslûb-u beyân aynıyla insan.” sözü, insanın konuşma tarzının şahsiyetine dair çok şey anlattığını hatırlatır. Sertlik ve öfke kelimelere siner, merhamet ve tevazu da öyle.
Söz ahlâkı bu yüzden bir istikamet meselesidir.
Hadis-i şerifte beyan edildiği şekliyle:
“Bir kulun kalbi istikamet üzere olmadıkça imanı istikamette olmaz; dili istikamet üzere olmadıkça da kalbi istikamet üzere olmaz.” (Müsned, III, 198)
Dil ile kalp birbirini etkiler. Ağızdan yahut parmaklardan çıkan yalan ve kırıcı söz, zamanla insanın içine yerleşir. Doğruluk da tekrarlandıkça karaktere dönüşür.
Peygamberimizin şu hadisi bu dönüşümü açıkça gösterir:
“Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk insanı iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Kişi devamlı doğru söyler ve doğruluktan ayrılmazsa Allah katında sıddîk olarak yazılır. Yalandan sakının. Çünkü yalan insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. Kişi devamlı yalan söyler ve yalanın peşinde koşarsa Allah katında yalancı olarak yazılır.” (Müslim, Birr, 105)
İnsan çoğu zaman kendi iddiasıyla sınanır. Bir davayı temsil ettiğini söyleyenlerin bu yüzden sözleri kadar hâllerine de dikkat etmeleri gerekir. Tutum ve tercihleri, söyledikleri sözü güçlendirir yahut zayıflatır. Söz ile hâl arasındaki açık çelişki de bir tür yalandır. Böyle bir tutarsızlık insanın itibarını zedeler, dünyada mahcup eder; ahirette de azaba sebep olabilecek bir vebale dönüşür. Söz ile hâl arasındaki bu kırılma kişiyi aşar, temsil ettiği davaya da zarar verir.
Ehl-i irfanın “Söylenen söz vücut bulur.” ifadesi de bu tesiri anlatır. Bugün bunun en görünür alanlarından biri ekrandır. Yazdığımız her kelime bizden bir iz taşır. O iz zamanla bize de döner.
SÖZÜN HAFİFE ALINMAMASI GEREKEN TESİRİ
İnsanın........
