menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Onlar sanıyorlar ki …

207 0
03.10.2026

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta Birleşmiş Milletler’in 81. Genel kurulunda yaptığı konuşmasında Filistin meselesine önemli bir yer ayırmıştı. Filistin’de kronikleşen Siyonist zulmünü ve Gazze halkına uygulanan İsrail soykırımını dile getirirken Sezai Karakoç’tan yaptığı bir alıntı ile hitâbını renklendirmişti:

“Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar, vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Tanrı’nın gazabından kurtulamayacaklar.”

Cumhurbaşkanı’nın bu tarihî konuşmasında en öne çıkan anekdotun bu sözler olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Cumhurbaşkanı’nın, bu sözleri haykırması esnasında salonda bulunan Binali Yıldırım’ın, son zamanlarda zor günler geçirmesinin de etkisiyle olsa gerek, gözyaşlarına hâkim olamaması, bundan başka İsrail heyetinin tepki mahiyetinde salonu terk etmesine mukabil İran delegasyonunun Cumhurbaşkanını ayakta alkışlaması dikkatlerden kaçmadı.

Karakoç’un “Onlar sanıyorlar ki” ifâdesiyle başlayan sözleri Cumhurbaşkanı’ndan sonra epeyce popüler oldu. Oysa Cumhurbaşkanı BM kürsüsüne çıkmadan önce de farklı siyasetçiler farklı bağlamlarda kullanmıştı bu sözleri. Mesela Saadet Parti milletvekili merhum Hasan Bitmez, Meclis kürsüsünde aynı satırları hükumeti hararetli bir eleştiri yağmuruna tuttuğu bir konuşmasında sarf etmiş, konuşmasının sonunda da maalesef yere yığılarak vefat etmişti. Ekrem İmamoğlu ve MHP’deki görevinden ayrılmak zorunda kalan İzzet Ulvi Yönter de Karakoç’un aynı satırlarını sosyal medyada, gadre uğramış bir hissiyat içerisinde paylaşarak karşıtlarına mesaj vermişlerdi. Yine, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de Adnan Menderes’in 65. ölüm yıldönümünde yaptığı konuşmasında, bir başbakanı asabilecek derecede ileri giden dönemin darbeci zihniyetini eleştirmek için aynı sözlerin büyüsünden yararlanmıştı.

Oysa siyasi aktörlerden her biri Karakoç’un bu sözlerini farklı meyan ve bağlamlarda kullanmış olsalar da Üstad, bu sözleri kaleme alırken ne Filistin davasını, ne bir hükumet veya siyasi parti eleştirisini ne de muarızlarına cevap yetiştirmeyi aklından geçirmemiş, böyle bir şeyi amaçlamamıştı. Konu tamamen farklı …

Şiir değil, deneme yazısı

Her şeyden evvel belirtmekte yarar var ki, Sezai Karakoç’un bir anda herkesin diline düşen bu sözleri, her yerde söylendiği gibi bir şiir değil, bir deneme yazısı aslında. Sezai Karakoç, aktif olduğu yıllarda İslâmî dünya görüşünü ortaya koyduğu deneme türündeki yazılarını özellikle Diriliş adlı dergide düzenli olarak yayımlıyordu. Bu yazılarını kimi zaman kendi adıyla kimi zaman da Diriliş ve M.B.Y. müsteâr........

© Haber Vakti