menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Misafirler bize emanetti!

4 0
previous day

NATO Zirvesi sadece diploması değil, medeniyetimizin misafir anlayışını da dünyaya gösterdi

Ülkemizin ev sahipliği yaptığı 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi, geçen hafta Ankara'da gerçekleştirildi.

NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükûmet başkanlarının yanı sıra, birçok davetli lider ve uluslararası kuruluş temsilcisinin katıldığı zirve sona erdi. Ancak zirve bitti, zirveyle ilgili zirvalar bitmedi.

Kimisi zirve öncesindeki hazırlıkları eleştirdi, kimisi liderlerin karşılanış biçimini tartıştı. Kimi yapılan görüşmeleri değerlendirdi, kimi verilen mesajları yorumladı, kimi de zirvenin siyasi sonuçları üzerinden farklı çıkarımlar yaptı. Hatta ve hatta sosyal medyada, ev sahipliğimizi gölgede bırakacak en küçük bir aksaklığı bile adeta umutla bekleyenler oldu. Bir köşe yazarı ise işi, misafirlere içki ikram edilip edilmediğini sorgulamaya kadar götürdü. Bu iddiaya Sanayi ve Teknoloji eski Bakanı Mustafa Varank, kamuoyuna açık ve net bir cevap verdi. Anlaşılan o ki, böylesine önemli bir uluslararası zirvede Türkiye'nin sergilediği devlet ciddiyeti, güvenliği ve kadim misafirperverliği, birilerini fazlasıyla rahatsız etmişti.

Elbette gelen ülke liderleriyle aynı düşünmek zorunda değiliz. Politikalarını eleştirebilir, uygulamalarına karşı çıkabiliriz. Fakat bütün bunlardan önce onlar, bu ülkenin misafiriydi.

Bizim medeniyetimizde misafirin yeri başkadır.

Çocukluğumuzdan beri büyüklerimizden aynı nasihati dinleyerek büyüdük. "Misafir on kısmetle gelir, birini yer dokuzunu bırakır." derlerdi. Eve gelen kim olursa olsun en güzel yere oturtulur, sofranın en güzel lokması onun önüne konurdu. Çünkü misafire gösterilen hürmet, aslında insanın karakterini ve ahlakını gösterir.

Bu yüzden sosyal medyada gördüğüm bazı paylaşımlar beni gerçekten üzdü.

Sanki bu zirvede bir güvenlik zafiyeti yaşansa, sanki gelen liderlerden birinin başına bir olumsuzluk gelse de Türkiye zor durumda kalsa diye bekleyenler vardı.

Böyle bir düşünce bize yakışır mı?

Ortaya çıkacak zarar sadece o misafire olmazdı. Asıl yara alan Türkiye'nin itibarı olurdu. Dünyanın konuşacağı şey, bir liderin başına gelen hadise değil, ev sahibi ülkenin güvenliği ve devlet ciddiyeti olurdu.

İşte bunun için meseleye sadece siyaset penceresinden bakmıyorum.

Evinize gelen bir misafiri düşünün. İnancını paylaşmayabilirsiniz. Dünya görüşünü........

© Haber Vakti