menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erdoğan'ı kim yalnız bıraktı?

8 0
saturday

Bir köyde büyük bir kuyu varmış. Yıllarca insanlar o kuyudan su taşımış, tarlalarını sulamış, çocuklarını büyütmüş. Bir gün kuyuyu açan adam yaşlanmış. Artık kuyunun başında eskisi kadar duramıyormuş. Köylülere dönüp, “Ben bu kuyuyu siz susuz kalmayın diye açtım. Şimdi sıra sizde. Bu suyu çoğaltın, yeni kuyular açın, gelecek nesillere daha fazlasını bırakın.” demiş.

Ne var ki köylüler yeni kuyular açmak yerine birbirleriyle tartışmaya başlamışlar. Kimi kovanın sapını eleştirmiş, kimi suyu taşıyan adamın yürüyüşünü beğenmemiş, kimi de kuyunun başında kavga çıkarmış.

Bir gün köy susuz kalmış.

İşte o zaman yaşlı adamın ne kadar yorulduğunu anlamışlar. Ama iş işten geçmiş.

Bazen Recep Tayyip Erdoğan’ı düşünürken aklıma bu hikâye geliyor. Üzülüyorum. Hatta insanın gözleri doluyor. Çünkü mesele sadece bir insanın meselesi değil; bir dönemin, bir imkânın ve o imkânı hakkıyla değerlendiremeyenlerin meselesi.

Allah’ın huzurunda hesabın yalnızca yapılanlardan değil, yapılması mümkünken yapılmayanlardan da sorulacağına inanıyorum. İşte bu yüzden soruyorum: Yarın bu ülkenin çocukları, gençleri, aileleri ve geleceği için bize de hesap sorulmayacak mı?

Türkiye’de yıllarca okul yapılmadı mı? Sağlık sisteminde önemli değişimler yaşanmadı mı? İnsanların önüne yeni fırsatlar konulmadı mı? Savunma sanayiinden altyapıya, eğitimden sağlığa kadar birçok alanda büyük yatırımlar yapılmadı mı?

Elbette her şey kusursuz değildi. Elbette eleştirilmesi gereken yanlışlar da oldu, eksikler de yaşandı. Hiçbir iktidar eleştiriden muaf değildir. Fakat yapılanları da görmezden gelemeyiz.

Benim asıl derdim başka!

Bir liderin açtığı yolu yürümek, onun attığı adımları daha ileriye taşımak gerekirken bütün sorumluluğu yine o liderin omuzlarına yükleyenlerden bahsediyorum.

Bir sistem kuruluyor, o sistemin içinde görev alan insanlar sorumluluk almak yerine bekliyor. Bir fırsat doğuyor, o fırsatı büyütmek yerine başkasının yeni bir fırsat yaratmasını bekliyor. Sonra da dönüp aynı insandan daha fazlasını istiyor.

Bu nasıl bir anlayıştır?

Bir liderden hem yolu açmasını, hem bütün yükü taşımasını, hem herkesi yetiştirmesini, hem de kendi çevresindeki insanların eksiklerini kapatmasını beklemek ne kadar adildir?

Liderin açtığı kapıdan geçmek yerine kapının önünde bekleyenler, bir gün o kapının neden kapandığını sorgulamasın!

Ben Müslümanların tam da burada büyük bir imtihan verdiğini düşünüyorum. Çünkü mesele yalnızca Erdoğan’ı sevmek ya da sevmemek değil. Mesele, önümüze gelen imkânı hangi ahlakla, hangi sorumlulukla ve hangi gayretle değerlendirdiğimizdir.

Bir okul açılmışsa onu daha iyi bir eğitim yuvasına dönüştürmek gerekir. Bir sağlık sistemi geliştirilmişse o sistemin insanlara daha iyi hizmet vermesi için çalışmak gerekir. Bir imkân verilmişse onu kişisel çıkarın değil, toplumun yararına kullanmak gerekir.

Fakat biz ne yapıyoruz?

Çoğu zaman sorumluluk almaktan kaçıyor, birbirimizle uğraşıyor, birbirimizi aşağı çekiyor, sonra da ortaya çıkan sonuçların faturasını bir başkasına kesiyoruz.

İşin en acı tarafı da budur.

Erdoğan’ın çevresinde bulunmak başka şeydir, onun ortaya koyduğu imkânları bir davaya, bir hizmete ve bir geleceğe dönüştürmek başka şey!

Benim itirazım tam da........

© Haber Vakti