menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uluslararası Bediüzzaman sempozyumunun ardından

12 0
11.10.2026

Osmanlı İmparatorluğu'nun enkazı üzerinde masonik odakların, komitelerin ve küresel emperyalist aklın dizayn ettiği inkılâp süreçlerinin, kılıç artığı bir nesli imansızlaştırarak topyekûn bir medeniyet kökünden koparma operasyonuna dönüştüğü o zifiri karanlık asır, İslam ümmetinin başına gelmiş en büyük fırtınalardan biridir. Fizikî imha planlarının çok ötesinde, doğrudan insanın kalbine, ruhuna ve akide köklerine yönelen bu dehşetli taarruz, asrın en büyük manevi krizini doğurmuş; asırlardır İslam'ın bayraktarlığını yapmış bir milleti kendi tarihinden, dilinden, mukaddesatından ve imanından tek bir hamlede soyutlamayı hedeflemiştir. Ezanın yasaklandığı, Kur'an'ın rahlelerden kaldırılıp depoların köşesine atıldığı, mekteplerin ve zihinlerin ecnebi piyonların laboratuvarına çevrildiği bu vahşi idrak sığlığında, ümmetin üzerine adeta ölü toprağı serpmiş, manevi bir felç hali hâkim kılınmıştır.

İşte tarihin en kirli ve en acımasız bu tasfiye ve imha hamlesi karşısında, Bediüzzaman Hazretleri'nin Kastamonu dağlarından, Barla zindanlarından ve Denizli mahkemelerinden yükselttiği iman ve Kur'an feryadı, sadece ferdi bir kurtuluş çığlığı değil, bütün bir ümmetin imanî refleksleriyle yeniden ayağa kalkmasını sağlayan eşsiz bir diriliş hikâyesidir. O, ümmetin en zayıf ve en sahipsiz bırakıldığı, en güvendiği kalelerin içeriden yıkıldığı o dehşetli eşikte, siyasetin ve günlük çekişmelerin bizzat bu tahribata zemin hazırlayan masonik tuzaklar olduğunu sezmiş, bütün enerjisini ve hayatını doğrudan iman hizmeti eksenine sabitlemiştir. Siyaseti ikinci plana, hatta asıl tehlikelerden korunan bir perde arkasına iterek meseleyi iktidar kavgası olmaktan çıkarmış; doğrudan kalplerin fethine, iman hakikatlerinin asrın idrakine parlatılarak sunulmasına adamıştır. Çünkü bilmektedir ki, bin yıllık İslam kalesinin temel harcı olan iman sarsıldıktan sonra, siyasi zaferler veya iktidar kavgaları sadece kumdan kaleler inşa etmekten ibarettir. Müspet hareket düsturuyla, hiçbir zaman şiddete, kargaşaya, cebre ve intikama tevessül etmeden; sadece ve sadece Kur'an'ın nuruyla, akıl ve mantık süzgecinden geçirilmiş berrak bir iman akidesiyle hareket etmiş; devrin zulüm makinelerini sabrın, metanetin ve ilahi rızanın çelikten kalkanıyla etkisiz hale getirmiştir.

Bu tavır, pasif bir kabulleniş değil, aksine küresel entrikaların kurduğu masaları yıkan, karanlık odalarda planlanan manevi soykırımı........

© Haber Vakti