KORE SAVAŞI’NIN KAHRAMAN GAZİSİ YÜZBAŞI ŞİNASİ
Kore savaşına katılmak için emir almıştır, ancak eş ve çocuklarına mümkün olduğu kadar geç duyurmaya çalışır. Kahraman Gazimizin Kore Savaşı’na katılma emrini aldıktan sonra yaptıklarını ve yaşadıklarını kendi hatıratından okuyarak bu yazımı yazıyor ve sizlerle paylaşıyorum…
Malum, Türkiye 24 Ekim 1945’de Birleşmiş Milletlere katılmıştır. 1950’de Kore savaşı çıkınca artan Rus tehdidine karşı güvence sağlamak için 18 Şubat 1952’de NATO’ya katılmıştır. Türkiye’nin henüz NATO’ya katılmadan (1950’de) Kore’ye bir tugay göndermesi NATO’ya katılışımızı kolaylaştırmıştır.
Şu hususu da öncelikle belirtmek isterim. Türk Ordusunun İstihkâm birlikleri ile sınıfı istihkâm olan personelin vazifesi şöyle tarif edilir. Uhdesinde teknik hizmet ve muhariplik görevleri de bulunan ve gerektiğinde piyade gibi savaşma imkân ve kabiliyetine sahip bir sınıftır. Bu sebeple İstihkâm Yüzbaşı Şinasi Sükan’ın bu konudaki başarıları asla yadırganmamalıdır.
Şinasi Yüzbaşı’nın Kore savaşından dönünce hatıra defterinden teksir kâğıdına daktilo ile bizzat yazdıkları; 104 sahifeden oluşmaktadır. Gönlüm her bir sayfasını tefrika olarak yayınlayabilmeyi arzu ediyor. Yazının devamında yer alan ve ABD Cumhurbaşkanı tarafından verilen Mümtaz Hizmet Haçı Madalyası “Distinguished Service Cross Madalyası” ve berat yazısı ise her okuyanımızı gururlandırıyor.
Şinasi Yüzbaşıyı çok seven arkadaşları onun onuruna Erzurum Orduevinde bir ziyafet verirler. Ruhları vatan aşkı ile dolu, fedakâr arkadaşlarım toplantı esnasında engin ruhlarından fışkıran nurlu hazineyi ortaya serdiler. Namık Kemal’den ve daha birçok ünlü şairden millet ve vatan için terennüm edilmiş şiirlerden akıllarında kalanlar söylendi. Bu çok kıymetli vatan hazinesi insanların, milletin şerefi için en büyük fedakârlığa amade oldukları bir kere daha gözlerimin önünde canlandı.
Milli kahramanların yatağı askeri okulların mutlu mahsulleri olan bu insanların en âli ve en şuurlu heyecanlarla söyledikleri sözleri büyük bir huşu ile dinledim. Edebi kabiliyeti mükemmel bir inkişafa mazhar olan arkadaşım İstihkâm Bnb.Murat Yalgın’ın o geceye ait yazdığı şiirini aşağıya bu münasebetle derç etmeden geçemeyeceğim;
Çok uzak diyarlara bir parçamız gidiyor
Gidişin sebebini her biriniz biliyor
Ben Şinasi Sükan’dan bahsetmek istiyorum
Neş’e ve değerini anlatayım diyorum
Sükan ; …adı üstünde asker kanı demektir
O bizim aramızda yükselmiştir ve tektir
Cesareti, neşesi, temiz kalbi örnektir
Ruhunun asaleti üstünlüğü ektir
Azmini kıramaz düşman sürüsü
İmanı yüksektir, inancı büyük
Kahraman Şinasi’yi tanır Çinlisi, Rus’u
Arslan gibi dönecek gine yurda Koca Türk
Yabancı diyarlarda türküsü söylenecek
Onu soruşturacak, onu yazacak cihan
Kader meleklerinin himayesiyle Sükan
Vazifesi bitince aramıza dönecek
Ay onun Kore’de de alnını okşayacak
Tıpkı yurttaki gibi, güneş onu bulacak
Ecdat gibi, Şinasi bir kahraman olacak
Cihan Türk’ü bir daha Şinasi’yle sayacak
Mavi gecelerimiz, pembe ufuklarımız
Gönül beraberliği ve ülkü birliğimiz
Vazife, Yurt ve şeref destanlarımız
Aynı anadan doğan kardeştir, sanki ikiz
Bir kuş gibi yuvadan uçuyorsun Şinasi
Karşıda düşman dinsiz, isyankâr ve asi
Kudursun isterse, sade tek kurşun şansı
Benim dinim, imanım Allah’ım var sana vasi
Seni hep seviyoruz, bunun için toplandık
Seni seçtik hepimiz, çünkü sana inandık
Biz tek gönül, tek emel, seni uğurluyoruz
Koca Türk Milletiyle Allah var biliyoruz
Sen gine aramıza döneceksin diyoruz.
(22-3-1952) 3üncü Or. İs. Şubeden
Kd.Yzb.Murat Yalgın
Nihayet Erzurum’dan hareket zamanı geldi. Tren sevgili dostlarımızın güle güle yolunuz açık olsun nidaları arasında ağır ağır istasyonu terk etti. Trenin Aşkale’deki kısa molasında, benimle vedalaşmaya gelen İs.Yzb. Çamlı ile kâtip İzzet, bu bölgedeki uğurlama merasimimizin hududunu çizmişlerdi.
Diyarbakır’daki eşim, çocuklarım ve aile efradımla vedalaşmak için biletimi Diyarbakır için almıştım. Erzurum’dan sonra Aşkale, Erzincan, Kemah, Çetinkaya, Malatya yolu ile Diyarbakır’a vasıl olduk. Diyarbakır’da akraba, aile ve dostlarımız tarafından candan bir karşılama töreni ile karşılandım.
Burada üç gün kaldıktan sonra toplanma yerimiz Tire’ye intikal ettim. Arkadaşım İs.Tb.K.Vekili Fahrettin’in beni karşılamasını ve yardımlarını unutamam. 20 Mayıs 1952 tarihine kadar Tire’de hazırlık ve koordinasyon eğitimine katıldık 20 Mayıs’ta Seferihisar’a Kore Tugayı toplanma bölgesine intikal ettik. Burada çadırlı ordugâha geçerek eğitim ve hazırlıklara devam ediyorduk.
9 Haziran 1952’de Tugayın 1600 kişiden oluşan ilk kafilesi İzmir Atatürk meydanına gelerek ABD’nin rıhtımdaki General Eltnige vapuruna bindirildi. Bu grupta benim 1nci takımım da vardı.
Gemide Türkler’den başka Hollandalı, Belçikalı ve Yunanlılar da........
