menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TOPLUM OLARAK NE HÂLE GELDİK?

62 0
20.10.2026

Adliyeler doluyor, aileler sarsılıyor, gençliğimiz nereye gidiyor?

Bazen insan yaşadığı topluma bakıyor, geçmişi hatırlıyor ve içi acıyarak şu soruyu soruyor: Biz toplum olarak ne hâle geldik?

Eskiden büyüklerimiz bize edebi, terbiyeyi, saygıyı ve insan olmanın değerini öğretirdi. Ailede bir terbiye, sokakta bir nezaket, komşulukta bir dayanışma vardı. İnsanlar birbirinin hakkını gözetir, büyüklerine saygı gösterir, yanlış yapmaktan ve başkasının hakkına girmekten çekinirdi.

Bugün ise insanı derinden üzen bir manzarayla karşı karşıyayız. Okuyanımız çoğaldı, diplomalarımız arttı, teknoloji gelişti. Fakat bütün bu gelişmelerin yanında edep, terbiye, saygı ve vicdan konusunda neden aynı mesafeyi alamadık?

Bilgimiz artarken insanlığımız neden aynı ölçüde güçlenmedi?

ADLİYELERDEKİ TABLO BİZLERE NE ANLATIYOR?

Her gün televizyonları açıyoruz; dolandırıcılık, kumar, yasa dışı bahis, şiddet, aile içi sorunlar ve türlü suç haberleriyle karşılaşıyoruz. İnsanların yıllarca biriktirdiği paralar ellerinden alınıyor, yuvalar dağılıyor, ailelerin huzuru bozuluyor.

Adliyelerin önüne baktığımızda, bazı olaylar ve toplu soruşturmalar nedeniyle insanların otobüslerle getirildiği görüntülerle karşılaşıyoruz. Otobüs otobüs adliyelere taşınan insanlar, yaşanan olayların büyüklüğü karşısında toplumun neden bu kadar ciddi bir sorgulamaya ihtiyaç duyduğunu düşündürüyor.

Elbette adliyeye gelen herkes suçlu değildir; suçluluk ancak hukuk önünde kesinleşir. Ancak dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve benzeri suçlarla ilgili haberlerin sık sık gündeme gelmesi, hepimizi düşünmeye sevk etmelidir.

Polisimiz suçla mücadele ediyor, savcılarımız ve hâkimlerimiz görevlerini yapıyor. Peki, insanları bu noktaya getiren sebepleri ortadan kaldırmak için yeterince çaba gösteriyor muyuz?

Suç işlendikten sonra müdahale etmek önemlidir. Fakat asıl başarı, insanları suça sürükleyen şartları önceden fark etmek, gençleri korumak ve aileleri güçlendirmektir.

GENÇLİĞİMİZİ KAYBETMEDEN ÖNLEM ALMALIYIZ

Beni en çok üzen konulardan biri de gençlerimizin nasıl yetiştiği ve gelecek nesillere hangi değerleri aktaracağımızdır.

Bugün sokaklarda farklı giyim tarzlarıyla, farklı aksesuarlarla ve farklı davranış biçimleriyle kendilerini ifade eden gençlerimizi görüyoruz. Kısa, babet çoraplar giyen, giyim tercihleriyle dikkat çeken gençler de var; ellerinde tesbih, parmaklarında özel tasarım yüzüklerle dolaşan gençler de.

Burada mesele bir gencin çorabı, ayakkabısı, tesbihi veya yüzüğü değildir. Kıyafet üzerinden kimsenin ahlakını ölçemeyiz. Ancak bu görüntüler bize daha önemli bir soruyu sordurmalıdır: Biz gençlerimize dış görünüşün yanında karakteri, edebi, sorumluluğu ve saygıyı ne kadar öğretebiliyoruz?

Gençlerimizin yalnızca nasıl göründüğünü değil, nasıl düşündüğünü, insanlara nasıl davrandığını, sorumluluklarını ne ölçüde yerine getirdiğini de konuşmalıyız.

Bir gencin elinde tesbih........

© Günışığı Gazetesi