İRAN VE TÜRKİYE
1974 yılında Hindistan nükleer deneme yapınca Pakistan da korku ve şaşkınlık hüküm sürmeye başlar. Fakat Abdul Qadeer Khan isimli Hollanda’ da nükleer santralde çalışan mühendis çalıştığı bu santralden zenginleştirme santrifüjlerinin planlarını çalarak Pakistan’ a döner. İmkanlar yok iken “Gerekirse ot yeriz ama bu nükleer bombayı yaparız.” Diyerek yola koyulur ve şartları zorlayarak 1998 yılında Pakistan’ın Belucistan eyaletinde yaptığı beş adet yer altı nükleer denemeleri sonucu ülke nükleer caydırıcılığı kazanmış olur.
Türkiye de ise devlet insansız hava aracı yaparken, füze anlaşmaları için uğraşırken ve güçlü bir savunmaya sahip olmaya çalışırken içimizdeki bir kısım güruh ihamı yiyeceğiz diyerek barış, insan hakları gibi haklar ve kavramlar üzerinden çığırtkanlık yapıyorlar.
Bölgede güçlü olmanın ne kadar önemli olduğunu 28 Şubat sabahı kapı komşumuz İran’a yapılan saldırı ile anlamış olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bebek ve çocuk katilleri ahlak yoksunu tecavüzcüler Epstein dosyasını unutturmak adına her türlü saldırıya başladılar.
Her türlü kalleşliği yapan bu ahlak yoksunları sözde kız çocuklarına ve kadınlara özgürlük götürmek adına ilk etapta kız çocuklarının olduğu bir okulu bombalayarak ve kız çocuklarını vahşice katlederek tarih boyu hiçbir zaman uygar olmadıklarını kendilerine yakışır bir şekilde ispat etmişlerdir.
İran’ da dans ederken görüntüleri çekilen rejim düşmanı kadınlara hayret etmemek elde değil. Türkiye’........
