menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

UNUTAN TOPLUMLARIN GELECEĞİ OLUR MU?

31 0
30.03.2026

İnsan unutur. Bu, onun yaratılışında vardır. Nitekim insan kelimesinin kökü bile “nisyan” ile yani unutmakla ilişkilendirilir. Ancak unutmanın bir sınırı vardır. Kişi unuttuğunda kendine zarar verir; fakat bir toplum unuttuğunda, bu yalnızca bir zafiyet değil, bir helâk sebebine dönüşür.

Çünkü İslam’da hafıza sadece geçmişi hatırlamak değildir; aynı zamanda bir ibrettir, bir uyarıdır, bir sorumluluktur.

Kur’ân-ı Kerîm, insanlığa sürekli hatırlatır: “Düşünmez misiniz?”, “Akletmez misiniz?”, “İbret almaz mısınız?” Bu çağrılar boşuna değildir. Çünkü unutan bir kalp, zamanla katılaşır. Katılaşan kalp ise hakikati görmez hâle gelir. Ve işte asıl felaket de burada başlar.

Bugün içinde yaşadığımız çağ, unutmayı hızlandıran bir çağdır. Bilgi çoğalmış, fakat hikmet azalmıştır. Haberler artmış, fakat ibret kaybolmuştur. Her gün yeni bir acıya şahit oluyoruz; ama hiçbir acı, kalbimizde yeterince yer etmiyor. Dün bizi sarsan bir zulüm, bugün sıradan bir habere dönüşüyor. Çünkü kalpler yoruldu değil; kalpler alıştı.

Oysa bir Müslüman için unutmak, sadece zihinsel bir eksiklik değil, imanî bir zaaftır.

Geçmiş kavimlerin kıssaları neden anlatılır? Kur’an-ı Kerim neden tekrar tekrar aynı uyarıları yapar? Çünkü insan unutur, ama Allah hatırlatır. Çünkü insan gaflete düşer, ama vahiy onu uyandırır. Âd kavmi, Semûd kavmi, Firavun… Bunlar sadece tarihsel olaylar değil; unutulmaması gereken derslerdir.

Onlar neden helâk oldular? Sadece zulmettikleri için değil; kendilerine........

© Günışığı Gazetesi