menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SREBRENİTSA’NIN MAVİ KELEBEKLERİ

16 0
14.07.2026

Takvimler modern çağın son yıllarını gösteriyordu.

Dünya insan haklarından, demokrasiden ve medeniyetten söz ediyordu.

Avrupa, bir daha insanların inançları ve kimlikleri yüzünden katledilmeyeceğini söylüyordu.

Fakat Bosna'nın doğusundaki küçük bir şehirde bütün bu sözlerin ne kadar boş olabileceği görülecekti.

Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilmişti.

Evleri yakılanlar, köyleri basılanlar, yakınlarını kaybedenler son umutlarını bu şehre bağlamıştı.

Anneler çocuklarına burada güvende olacaklarını söylüyor, babalar ailelerini koruyabileceklerine inanıyordu.

Çünkü dünya söz vermişti.

Fakat 11 Temmuz 1995 günü yalnızca Srebrenitsa düşmedi.

Srebrenitsa yalnız bırakıldı.

Bosnalı Sırp birlikleri şehre girdiğinde başlayan şey bir savaş değildi.

Bu, tarihe kara harflerle yazılacak bir soykırımdı.

Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar kaçmaya çalışırken binlerce Boşnak erkek ailelerinden koparıldı.

Kimi Birleşmiş Milletler üssüne sığındı, kimi ormanlara yöneldi.

Fakat sonradan “Ölüm Yolu” olarak anılacak o ormanlarda umut da insanlar gibi vuruldu.

Teslim olanlar kurşuna dizildi.

Yakalananlar kamyonlara dolduruldu.

Okullarda, depolarda, fabrikalarda ve tarlalarda infazlar başladı.

Babalar oğullarının gözleri önünde öldürüldü.

Kardeşler birbirlerinden koparıldı.

Çocuklar son kez babalarının ellerini tuttu.

Günler içinde en az 8 bin 372 Boşnak erkek ve çocuk........

© Günışığı Gazetesi