TARİHİ MEKÂNDA MEDENİYETİN İZLERİ
Medeniyetin taşıdığı izlerin zamanda bütünleşmesi mekânın işlevinde gizlidir. Mekân, zamanı somutlaştıran, insanın yaşadığı anın ruhunu şekillendiren hafıza merkezidir. Medeniyetin mekânda biriken hafızası, insanın hem bu mirası yaşayan hem de o mirasa yeniden anlam kazandıran bir varlık olmasını sağlar. Çünkü insan, taşıdığı emaneti sahibine teslim edinceye kadar geçen süreyi zaman, emaneti taşırken özünü aradığı yolu ise mekân olarak görür. Böylelikle yolculuk hâlindeki insanın özünü aradığı her arayış hamlesi hem mensubu olduğu medeniyetin hem de kendisinin izlerini ortaya çıkarır.
Bizlerin taşıdığı emanetlerden biri de mensubu olduğumuz Türk-İslam Medeniyetidir. Çin Seddi’nden Tuna Nehri’ne kadar geniş coğrafyada yayılan Türk-İslam Medeniyeti, taşıdığı bağlarla zamanı ve mekânı bütünleştiren izlere sahiptir. Bu izler kimimizin dilinde söz, kimimizin elinde kalem, kimimizin de evinden doğan emek olarak yaşar.
Peki, nedir bu izler? Nereye kayboldular?
Modern çağın başımızı cebimizden ayırmayan şartlarına kısa bir ara verdiğimizde cevaplar dökülmeye başlar.
İlk düğümü Altaylarda atılmış binlerce yıllık halı........
