menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

EKRANLAR, ÇETELER VE KAYBEDİLEN ÇOCUKLAR ÇETELERİN HEDEFİNDE ÇOCUKLAR VAR

10 0
06.03.2026

Son yıllarda çocuk faillerin karıştığı kasten öldürme, cinsel saldırı, yağma ve ağır şiddet suçları, toplumda giderek büyüyen bir tartışmayı beraberinde getirdi.Bu suçlara ilişkin davalarda verilen cezalar ise sık sık adalet duygusunu zedelediği ve mağdur yakınlarında cezasızlık algısı yarattığı yönünde eleştirilerin hedefi oluyor.Her yeni olaydan sonra aynı soru soruluyor:Çocuklar neden bu kadar ağır suçların faili haline geliyor?Oysa asıl mesele sadece verilen cezalar değil.Asıl mesele, çocukların suçun konusu olmaktan çıkarılıp gerçekten korunup korunamadığıdır.Çünkü bugün çocukların bir kısmı yalnızca suç işlemiyor; aynı zamanda suç örgütleri tarafından kullanılan araçlara dönüşüyor.Suç Örgütleri Neden Çocukları Kullanıyor?Çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasının birçok nedeni var. Ancak bunların başında ceza hukukunda yer alan yaş küçüklüğü düzenlemeleri geliyor.Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesi, yaş küçüklüğünü ceza sorumluluğu bakımından özel bir rejime bağlamaktadır.Bu düzenlemeye göre:12 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu bulunmamaktadır.12–15 yaş grubunda cezalar önemli ölçüde indirilmektedir.15–18 yaş grubunda ise ağır suçlarda dahi ceza yarıya kadar düşebilmektedir.Bu düzenlemeler elbette çocukları korumak amacıyla yapılmıştır.Ancak uygulamada bazı suç örgütleri açısından bu durum istismar edilen bir boşluk haline gelebilmektedir.Çünkü çocuklar:kolay yönlendirilebilir,örgüt liderlerine ulaşmayı zorlaştırır,ceza indirimi nedeniyle örgüt açısından daha az risk oluşturur.Bu nedenle son yıllarda birçok suç örgütünün gençleri ve hatta çocukları kullanmaya başladığı görülmektedir.Çeteleşme ve Şiddetin NormalleşmesiBugün ulusal ve uluslararası alanda çocukları kullanan çok sayıda suç ağı ortaya çıkmıştır.Basına yansıyan bazı yapılanmaların adları toplumda sıkça duyulur hale gelmiştir.Bu tablo, suç örgütlerinin giderek daha genç yaş gruplarına yöneldiğini göstermektedir.Ancak meselenin yalnızca kriminal boyutu yoktur.Toplumsal boyutu çok daha derindir.Son yirmi beş yılda televizyonlarda yayımlanan birçok film ve dizide, şiddet, mafya kültürü ve çeteleşme adeta romantize edilmiştir.Suç işleyen karakterler çoğu zaman güçlü, korkulan ve hayranlık duyulan figürler olarak sunulmuştur.Bunun yanında kontrolsüz sosyal medya kullanımı, çocukların karakter gelişimini doğrudan etkileyen bir başka unsur haline gelmiştir.Bugün birçok çocuk:saatlerce sosyal medyada vakit geçiriyor,şiddeti sıradan bir görüntü olarak izliyor,suçun hızlı güç ve para getirdiği algısıyla büyüyor.Bir çocuğun hayatındaki rol modeller artık yalnızca ailesi veya öğretmenleri değil; çoğu zaman ekranlar ve algoritmalar oluyor.Rakamlar Alarm Veriyor.Adalet Bakanlığı ve TÜİK verileri de bu değişimi açıkça ortaya koyuyor.2015 yılında 158 bin 560 olan suça sürüklenen çocuk sayısı,2024 yılında 202 bin 785’e ulaşarak son on yılın en yüksek seviyesine çıktı.TÜİK verilerine göre:2024 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuk sayısı 612 bin 651 oldu.Suça sürüklenen çocukların suç dağılımı ise şöyle:%40,4 yaralama%16,6 hırsızlık%8,2 uyuşturucu suçları%4,6 tehdit%4,2 genel tehlike yaratan suçlar%26 diğer suçlar.Başka bir ifadeyle her 10 çocuktan 4’ü yaralama suçuna karışmış durumda.Aynı yıl 279 bin 620 çocuk mağdur olarak güvenlik birimlerine başvurdu.Bu tablo çocukların yalnızca suçun faili değil, aynı zamanda en büyük mağduru olduğunu da ortaya koyuyor.Yargı Paketleri ve Yeni Düzenlemeler;Devlet bu gelişmeler karşısında çeşitli yasal düzenlemeler yaptı.Geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren 11. Yargı Paketi ile birlikte çocukların cezai sorumluluk sisteminde önemli değişiklikler gerçekleştirildi.Bu düzenlemeler kapsamında:15–18 yaş grubunun ceza indirimi artık otomatik olmaktan çıkarıldı.Hakimin takdirine bağlı hale getirildi.Suç örgütlerinin çocukları araç olarak kullanması halinde örgüt yöneticilerine verilen cezanın artırılması hükme bağlandı.Adalet Bakanı Gürlek de yaptığı açıklamalarda özellikle suç örgütlerinin çocukları kullanmasının önüne geçmek için çalışmaların sürdüğünü vurguladı.Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi hazırlıklarının devam ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:“Çocuk kavramını yeniden ele almamız gerekiyor. 12–18 yaş aralığı çocuk sayılıyor. Ceza kanunumuzda 12–15 ve 15–18 yaş grupları var. Suça sürüklenen çocuk kavramını ve cezai sorumluluk yaşlarını Avrupa standartlarını da gözeterek yeniden değerlendiriyoruz.”Bu açıklamalar, çocukların suçtan korunması konusunda yeni düzenlemelerin yakın zamanda yürürlüğe gireceğini gösteriyor.Ama Sorun Sadece Hukuk DeğilAncak burada kritik bir soru ortaya çıkıyor:Sadece yeni yasalar çıkararak bu sorunu çözebilir miyiz?Bugün yaşanan tablo bize şunu gösteriyor:Sorun yalnızca hukuk değil.Sorun aynı zamanda:aile yapısında yaşanan çözülme,medya kültüründe şiddetin normalleşmesi,kontrolsüz sosyal medya kullanımı,eğitim ve sosyal politikaların yetersizliği.Bir toplum çocuklarını yalnızca mahkeme salonlarında koruyamaz.Çocukları korumanın yolu suçtan önce onları hayata bağlayabilmektir.Geleceğimiz İçin Son UyarıEğer çocuklarımızı yalnızca yeni yargı paketleriyle korumaya çalışırsak, sorunun yalnızca sonucuyla mücadele etmiş oluruz.Oysa yapılması gereken çok daha büyük bir şeydir.Aileden okula, medyadan sosyal politikalara kadar uzanan kapsamlı bir toplumsal seferberlik başlatılmadığı sürece bu tablo değişmeyecektir.Çünkü gerçek şudur:Suç işleyen çocuk yoktur.Kaybedilmiş çocuk vardır.Bugün suç örgütlerinin eline düşen her çocuk, aslında toplumun gözleri önünde kaybedilmiş bir gelecektir.Eğer bu gidişatı durduramazsak yarın karşımıza çıkacak sorun sadece artan suç oranları olmayacaktır.Asıl tehlike şudur:Bugün çocuklarımızı kaybeden bir toplum, yarın geleceğini de kaybeder.Ve o gün geldiğinde hiçbir yargı paketi, kaybedilen bir nesli geri getirmeye yetmeyecektir.


© Günışığı Gazetesi