Zanaatı Yaşam Felsefesine Dönüştüren Usta Ömer Faruk Çiftçi: 'Biz Çok Değil, Doğru Baklava...'
Seri üretime karşı durarak "çok değil, doğru baklava" felsefesini savunan deneyimli şef, mutfaktaki usta-çırak bağından inovatif lezzetlere ve Gaziantep kültürünü dünya sofralarına taşıma hayaline kadar geniş bir yelpazeyi samimiyetle dile getiriyor. Baklavacılığı yalnızca bir meslek değil, hürmet ve erdemle örülü bir yaşam felsefesi olarak gören Ömer Faruk Çiftçi ile lezzet dolu bir yolculuğa çıkıyoruz.
Mutfaktaki oklava sesleriyle büyüyen biri olarak, baklava tezgâhının başına ilk geçtiğin anı ve o gün hissettiğin heyecanı nasıl hatırlıyorsun?
Dediğiniz gibi ben o mesleğin içinde doğdum. Üretimimiz evin altındaydı ilk işe başladığım gün heyecanla bana hamuru, oklavayı, bıçağı ve fıstığı verirler diye düşündüm içeriye girdiğimde bütün ustaların elini öptüm ve ilk elime verilen bulaşık lifiydi. Bizim meslekte ilk bulaşık yıkamakla başlar o günün heyecanla bütün bulaşıklarını yıkadığımda içime bir gurur değil huzur saldı. Çünkü bulaşık yıkarken insan kendisini de yıkıyor.
Ailenden devraldığın Ahilik geleneği, senin usta-çırak ilişkine ve günümüzdeki yönetim anlayışına nasıl yön veriyor?
Ahilik geleneğinin temelleri 13. yüzyılda Ahi Evran tarafından atılarak günümüze kadar gelmiştir. Biz de Ahiliğin ve ailemizin geleneksel kültürünü işimize yansıtarak bu yönetimi hala devam ettirmekteyiz.
Hem imalathanede tepsinin başında bir şef hem de yönetim masasında karar alan bir yöneticisin; bu iki rolü gün içinde nasıl dengeliyorsun?
Dediğiniz gibi hayat denge üzerinde kurulur. İşimin gerektirdiği neyse masadaki yönetim kararlarını usulüne uygun şekilde istişare sonucunda karar veriyoruz.
Baklavacı Çelebioğulları’nın imza lezzetini diğerlerinden ayıran, sen söylemezsen asla fark edemeyeceğimiz o küçük ama hayati dokunuş nedir?
Çelebioğulları’nın imza lezzetini farklı kılan gözünüzün önünde duran ve asla fark edemeyeceğiniz çok önemli bir detay var “BİRLİKTE ÜRETMEK”. Çünkü bizim mesleğimiz tek kişiyle değil birlikte........
