El Uzatmak ve El Vermek Varken Dil Uzatıp, Sırt Dönmek Niye?
Bilimsel üretim, akademik özgürlük, istikrar, uluslararası itibar, temsil mekanizmalarında liyakat, kültürel çalışmalar, teknik altyapı, sorgulayan akıl, bağımsız bilim, kurumsal güvenilirlik, kamusal yarar ve akıl neden yönetimin kapsama alanı dışında kalarak ilgi alanına girmiyor ve durmadan askıya alınıyor?
Bir yere koyamadığımız bunca duygu ve sorunlar yumağı varken yöneticilerin ve yönetime talip olanların birincil ve asli görevi halkın huzur ve mutluluğu olmalıdır. Ne derdi 9. Cumhurbaşkanımız Rahmetli Süleyman Demirel tarihi sözünde: “Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur.”
Yurttaş ucuz kuyruklarda çile çekerken, çocuklar, gençler okula aç gidip derslerde uyuklarken, evlerde tencere kaynamazken, babalar evlatlarına harçlık veremezken, anneler boş mutfaklarında ne yapabilirim telaşına düşerken, tüm olumsuzluklara rağmen yönetim dimdik ayakta iken Demirel’in efsane sözü hala geçerli midir? Tartışılır!
Yaygın deyişe göre tencere hükümet, tava muhalefet, kaşık halkmış. “Yaşamıyoruz, sadece idare etmeye çalışıyoruzu!” diyen kadın, ”En son ne zaman et yediğimi hatırlamıyorum!” diyen emekli, “Eskiden ev ve araba almak için hayal kurardık, şimdi et alma hayali kuruyoruz” diyen emekçi, iftar çadırlarında uzayıp giden her yaştan kuyruklar, iftar sofralarında posterli afişle poz veren bakanlar, TÜİK’e göre halkın yarısından çoğunun mutlu olduğu bir ülke, 30-34 yaş........
