menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çıkışsız Kapılara, Açılmayan Pencerelere Yolculuk…

7 0
02.02.2026

Cezaevlerinde konuşmalar yapan biri olarak yazdıklarım okura bir şey ifade eder mi bilmiyorum. Ama oralarda bir şeyleri ifade ederken çok zorlandığımı, boğazımın düğümlendiğini, gözlerimin dolup boşaldığını biliyorum. Konuşmamın bitiminde bir mahkumun, "Buradan çıkıp nereye gideceksin?" sorusuna "Evime1 dediğimde, “Ne güzel gidecek bir evin var” şeklindeki özlem kokan yanıtını da hiç unutamıyorum…

Keşke içerideki ve dışarıdaki çocuklar için, gençler için, kadınlar için bilgi yüklü, gerçek yüklü, çarpıcı, akılcı ve tutarlı örneklerle dolu ayrıntılı projeler üretilse, çalışmalar yapılsa, yapılabilse…

Şimdi nedenini, nasılını açıklamaya çalışalım…

Özellikle yoksul mahallelerde erkenden yola çıkanların, mesaiye başlamak üzere yollara düşenlerin yüzüne bakınca ülkenin gerçek fotoğrafı net bir şekilde görülüyor. Uykulu gözler, yorgun bakışlar, erkenden büyümüş çocuklar, derinleşmiş çizgiler, yaralı bereli eller abartısız, yalın ve ürkütücü de olsa gerçek bir fotoğraftır.

Evine ekmek götürmek için, aile bütçesine destek olmak için okulunu bırakan, ne işçi, ne öğrenci sayılan, küçük ve kayıt dışı işletmelerde adı konmamış emeğin emekçileri olan ve iş kazalarında bazen yaralanıp bazen yitip giden çocukların iç acıtan fotoğraflarıdır bunlar…

Çocuk işçilerin arkadaşları okula giderken uyumadan, dinlenmeden, kahvaltı yapmadan erkenden yollara düşmesi vicdani ve insani bir sorumluluk değilse nedir? Oysa yönetimin görevi öncelikle eğitim almalarını sağlamak, daha sonra meslek edindirmek, az biraz da olsa merak uyandırmak ve yaşanabilir bir konfor alanı sağlamak değil midir?

Bugün bu sorunu gündemime neden aldığıma, konuyu neden deştiğime gelince…

Geniş açıdan bakıldığında tablo ağırdır, mesela köyden kente göç edilmiştir veya aile kalabalıktır ya da varlık-yokluk mücadelesi vardır, tutunacak dal yoktur,........

© Gerçek Gündem