Türkiye'nin Yüzde 88'i Çölleşme Riski Altında: Soframıza Etkisi ve Çıkış Yolu
Bir yanda kış aylarında kıyı şeritlerini vuran hortumlar ve ani sel felaketleri, diğer yanda yaz aylarında rekor kıran sıcaklıklar ve artık sıradanlaşan kuraklık var. İkisi birlikte ülkemizi yaşanabilir sınırların dışına itiyor.
Türkiye'de Su Krizi Ne Durumda?
Türkiye’de sıcak hava dalgaları süresinin artması bekleniyor. İklim krizi olmasaydı 18,8 gün olan aşırı sıcak günler, 2025’te 48,3’e yükseldi. Sıcak stresi artık istisna değil. Yaz aylarının yeni normali. Temmuz 2025’te kaydedilen 50,5°C sıcaklık, Cumhuriyet tarihinin en yüksek değeri oldu.
Kuraklık nedeniyle 2050 yılına kadar tarımsal su talebi yüzde 46,9 artacak. Tarım, Türkiye’nin su tüketiminin yüzde 70-75’ini oluşturuyor. Ancak 24 milyon hektar tarım arazisinin yalnızca yüzde 20’si sulanabiliyor. Sulanan alanların yüzde 94’ü verimsiz yüzey sulama kullanıyor. Yani suyu tarlaya gereğinden fazla ve kontrolsüz veriyor. Mevcut su bütçesi bu talebi karşılayamaz. Yeraltı su seviyelerindeki düşüş, doğanın geri dönüşsüz biçimde tahrip olmasına neden olacak.
Yağışların kar yerine yağmur olarak düşmesi, dağlık alanlarda ani akışa neden oluyor. Bu da su sahasının aşağısındaki yerleşimlerde ve tarım arazilerinde ani taşkın riskini büyütüyor. 2050 yılına kadar kıyı bölgelerindeki 480 bin yurttaşımız yıkıcı sellerle ve deniz seviyesi yükselmesiyle karşı karşıya kalabilir.
Akdeniz kıyı şeridinin yüzde 37’si artan deniz seviyesi ve fırtına kabartıları nedeniyle risk altına girebilir. Batı ve Güneybatı Anadolu’da yağışlarda yüzde 25’e varan azalmalar öngörülüyor. Yüzyıl sonuna kadar Türkiye’de sıcaklık artışı 3,5-7°C aralığında gerçekleşebilir. Yıllık yağış yüzde 10-30 arasında azalabilir. Yanan alanların artışıysa 2°C küresel ısınmada yüzde 62-87, 3°C’de yüzde 96-187 olarak öngörülüyor.
İklim krizinin ve serbest piyasa yıkımının yarattığı mükemmel fırtınanın tam ortasındayız. Bilimsel........
