menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Arşivde kadını aramak

13 0
13.09.2026

Kadının tarihin aktörü olarak gün yüzüne çıkarılması kadınlara ait belge ve bilgilerin saklanmasının önemini bir kez daha hatırlatıyor. Daha önce Fener’de bulunan Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi’ne sayfamızda yer vermiştik. Bu hafta ise kadın tarihinden ve kadın arşivinin öneminden yola çıkarak Arşivde Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Dergisi’ni ele alacağız.

“Belge yoksa tarih de yok” sözünü merkeze alarak kadınlara ait belgelerin, fotoğrafların, mektupların ve diğer dokümanların saklanmasının önemini Kadın Tarihi Arşivcisi, Araştırmacı, Yazar Aslı Davaz’la konuşacağız. Davaz “Kadınlara ait belgelerin kayıt altına alınması, korunması ve erişime açılması kadınların tarihe yazılmasında doğrudan etkili. Belge olmadığında kimi yaşamlar ve mücadeleler tarihsel anlatının dışında kalabiliyor; belge korunduğunda ise daha önce görünmeyen bir deneyim ortaya çıkarılabiliyor, bilinen bir tarih farklı bir açıdan okunabiliyor. Kadınların tarihe yazılabilmesinin yollarından biri de bıraktıkları izlerin korunmasıdır” diyor.

Arşivde Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Dergisi hangi ihtiyaçtan ve hangi düşünsel arka plandan doğdu?

Aslında bu fikir, Türkiye’de kadın merkezli arşivcilik ve feminist arşiv kuramı literatüründeki önemli bir eksiklikten doğdu diyebilirim. Şöyle bir tablo var: Türkiye’de kadın araştırmalarına yönelik ilgi, özellikle 1980 sonrasında ikinci dalga feminist hareketin güçlenmesiyle birlikte belirgin biçimde arttı. O dönemde kadınların deneyimlerini araştırmalarının merkezine alan akademisyenler ve araştırmacılar, toplumun yarısını oluşturmalarına rağmen tarihsel anlatılarda uzun süre ikinci planda kalan kadınların yaşamlarını, sorunlarını, taleplerini, başarılarını ve mücadelelerini görünür kılmaya başladılar. Bu, gerçekten son derece önemli bir kırılma noktasıydı. Kadın tarihi zamanla giderek daha geniş bir araştırma alanına dönüştü, yeni sorularla, yeni bakış açılarıyla zenginleşti. Ama şunu unutmamak lazım, kadın tarihinin yazılabilmesi için kaynaklara ihtiyaç var. Oysa bu kaynakların sağlanması, korunması, düzenlenmesi ve erişime açılması süreçleri aynı ölçüde görünür değildi. Yani kadın tarihinin yazımı bir yandan ilerlerken, kadın merkezli arşivcilik ve feminist arşiv kuramı üzerine tartışmalar hep daha sınırlı bir alanda kaldı. Oysa dünyada bu konunun uzun bir geçmişi var; kadınların belgelerinin sağlanmasına, korunmasına ve erişime açılmasına yönelik kurumsal girişimler epeydir sürüyor. Feminist arşivcilik de bu süreçte önemli bir literatür geliştirdi. Arşivlerin tarafsız ve kendiliğinden oluşmuş yapılar olmadığını, neyin saklandığının, neyin dışarıda bırakıldığının, belgelerin nasıl tanımlandığının ve kimin erişimine sunulduğunun aslında tarihsel belleğin oluşumunu doğrudan etkilediğini tartışıyor bu literatür. Fakat bütün bu uluslararası birikim ve farklı ülkelerdeki kurumsal deneyimler Türkiye’de yeterince tanınmıyor, bu alandaki Türkçe yayınlar da oldukça sınırlı kalıyordu. Açıkçası dergiyi hazırlamamızdaki en önemli nedenlerden biri de tam olarak buydu. Türkiye’de yayımlanan süreli yayınlar arasında kadın merkezli arşivcilik, kadınların arşivlerde temsili ve feminist arşiv kuramını odağına alan bir yayın yoktu, bu bizim için belirgin bir eksiklikti. Biz de Arşivde Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Dergisi’ni tam olarak bu boşluğa katkıda bulunmak, arşivcilik ile kadın ve toplumsal cinsiyet çalışmalarını bir araya getiren bir tartışma ve paylaşım alanı oluşturmak amacıyla çıkardık.

Derginin hazırlık sürecinden de söz eder misiniz?

Derginin hazırlanması gerçekten uzun bir araştırma ve hazırlık süreci gerektirdi. Başlangıçta basılı bir yayın olarak planlamıştık aslında. Ama artan basım ve dağıtım maliyetlerinin derginin erişimini sınırlayacağını düşündük. E-dergi olarak yayımlanmasının hem araştırmacılara hem de daha geniş bir okur kitlesine ulaşmamızı kolaylaştıracağına karar verdik. Bu yüzden Arşivde Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Dergisi’ni herkesin ücretsiz erişebileceği bir e-dergi olarak, yılda iki sayı, Mart ve Eylül aylarında yayımlamaya başladık. Bugüne kadar yayımlanan sayılara derginin web sitesi üzerinden, yani arsivdekadinvetoplumsalcinsiyet.com adresinden ulaşılabiliyor. Şu anda 6. sayının hazırlıklarına devam ediyoruz; yeni sayımızın da Eylül’de yayımlanmasını planlıyoruz.

“Kadın merkezli arşivcilik Türkiye’de az”

Az önce derginin hazırlanmasının uzun bir araştırma süreci gerektirdiğinden bahsettim, biraz da bu sürece değinmek istiyorum. Hazırlık sürecinde öncelikle Türkiye’de ve dünyada bu alandaki yayınları araştırdık. Türkiye’de kadın merkezli kütüphanecilik ve arşivcilik alanında çalışmalar yürüten ilk ve tek kurum olan Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın — kısaca KEKBMV diyelim — 1991-2002 yılları arasında yayımladığı Haberler ile 2004-2006 yılları arasında çıkardığı Kadınların Belleği bültenleri bizim için önemli örneklerdi. Bu bültenler aracılığıyla KEKBMV, düzenlediği etkinlikleri, arşiv koleksiyonundaki sağlama, düzenleme ve erişime sunma süreçleriyle ilgili haberleri, Vakfın sorunlarını, kadın merkezli arşivcilik alanındaki gelişmeleri paylaşma imkânı buluyordu. Bu süreçte yurt dışındaki kadın merkezli arşiv ve kütüphanelerin süreli yayınlarını da inceledik. Avustralya’da Jessie Street National Women’s Library Newsletter ve The Women’s Library Newsletter; ABD’de Schlesinger Library News ve Sophia Smith Collection’ın Imposing Evidence yayını; İskoçya’da Glasgow Women’s Library News; İngiltere’de ise The Fawcett Library Newsletter ve Feminist Library Newsletter karşılaştığımız örnekler arasındaydı. Bunların içinde özellikle iki uzun soluklu yayın dikkatimizi........

© Gazete Pencere