GÖKYÜZÜNDEN KENDİ İÇİNE
İnsanı ve hayatını kıymetli kılan şeylerden biri, yaşadığı zaman içerisinde karşılaştığı zorluklar ve bu zorluklar karşısında verdiği mücadeledir. İnsan çoğu zaman emek verdiği, zahmetini çektiği ve uğruna mücadele ettiği şeylerin kıymetini daha iyi bilir. Çünkü bir şeyin değerini belirleyen yalnızca ona sahip olmak değil, ona ulaşırken ödenen bedel ve çekilen zahmettir.
Nitekim insan dünyaya gönderildiği andan itibaren hayatı bir mücadele içerisinde geçer. Çalışır, yorulur, çeşitli güçlüklerle karşılaşır ve bu güçlüklerin içerisinden birtakım kazanımlar elde eder. Bu kazanımlar yalnızca maddi şeylerden ibaret değildir. İnsan verdiği emek sayesinde hem hayatına birtakım imkânlar katar hem de sahip olduklarının kıymetini öğrenir.
Çünkü insan, mücadele etmeden elde ettiği şeylerin değerini her zaman aynı şekilde bilemeyebilir. Zahmetini çekmediği, bedel ödemediği ve uğrunda sabretmediği şey zamanla onun nazarında sıradanlaşabilir. Oysa emek verilerek elde edilen her şeyin içerisinde insanın kendi mücadelesinden bir parça vardır. Bu nedenle insan, zahmetini çektiği nimetlerin kıymetini daha fazla bilir. Hatta bazen insanın taşıdığı şey, sahip olduğu nimetin kendisinden ziyade, o nimete ulaşabilmek için verdiği mücadelenin hatırasıdır.
Bu meseleye çoğu zaman maddi açıdan bakılır. Oysa insanın maddi mücadelelerinin yanında, daha derin ve daha çetin bir mücadele alanı daha vardır: ruhu ve zihni.
İnsanın düşünsel ve ruhsal olarak verdiği mücadele, en az maddi mücadele kadar kıymetlidir. Bir hakikati anlamaya çalışmak, bir sorunun cevabını aramak, insanın kendisini sorgulaması, kendi iç dünyasına dönmesi ve gördüklerinin ötesindeki anlamı araması da büyük bir emek ister.
Belki de insanın hayatı boyunca karşılaştığı en çetin mücadele, dış dünyayla olan mücadelesinden ziyade kendi zihninde ve ruhunda verdiği mücadeledir. Çünkü insanın varoluşuna ilişkin soruların, yaşadığı anlam arayışının ve içerisinde taşıdığı sancının asıl karşılığı zihinsel düşüncede ortaya çıkar.
İnsan zaman zaman bu sancıyı tek başına taşıyamaz. Kendi zihninde cevap aradığı soruların benzerlerini taşıyan başka insanlara yönelir. Kendi gibi düşünen, kendi gibi sorgulayan ve aynı varoluşsal sancıyı yaşayan insanlarla bir araya gelir. Böylece yalnızca cevap aramaz; aynı zamanda yaşadığı sorgulamayı........
