IRKÇILIĞIN KORKUNÇ YÜZÜ
Irkçılık, ırkını ya da kavmini sevmek değildir. İnsan, annesini, babasını, çocuklarını, ailesini sevdiği gibi köyünü, memleketini, ırkını ve kavmini de sever. Bu fıtri ve masumane bir sevgidir, hiç kimseye de zararı yoktur. Hatta dinin emridir, hem dünya ahiret hayatına faydası vardır. Ama asıl ırkçılık, kavmini, ırkını diğerlerinden daha üstün tutmaktır; diğer ırkları aşağılamak, kendi ırkını yüceltmektir. Irkçılığın en kötü boyutu, Yahudiler gibi ırkını efendi, diğerlerini köle veya hizmetçisi olarak görmek ve öyle davranmaktır. Ancak Yahudilerde rastlanan insanlık dışı şeytani akım ırkçılığın birkaç korkunç yüzü vardır. Bunları dikkatlerinize sunmaya çalışacağız.
Kâinatta ilk ırkçı şeytandır. Irkçılığın mucidi piri, ustası, eğitmeni odur. Şeytan, insandaki önemli nefsani duygu olan "benlik" lümmesini kullanarak insanı ırkçılık fikrine sürüklemektedir. Esas itibariyle benlik, insana kişilik kazandıran en önemli duygudur, kişinin farklı ve saygın bir birey olarak varlığını sürdürmesi için zorunludur.
Her insan bu benlik duygusu sayesinde Yüce Yaratıcının kendisine tanıdığı hakları elde eder, tehlikelerden korunur. İnsanlar eşit haklara sahip ve özgür kılınmışlardır. Bu özgürlük sınırsız değildir. Adalet ve eşitlik gereği her bireyin özgürlük alanı diğerinin alanına tecavüz etmemesiyle sınırlandırılmıştır. Ancak vahyin kontrolü ve sınırlandırmasının dışına çıkınca şeytanın oyuncağı olur, başkasına hayat hakkı tanımayacak kadar tehlikeli bir duruma gelir. Çünkü benlik duygusu sınırsız bir özgürlük ve tüm hakların yalnız kendisine ait olmasını isteyen bir istidata sahiptir. Bu konuda doyumsuz bir karakteri vardır.
Vahiy ve aklın kontrolü dışına çıkmış bir benlik, vahim sonuçlar doğurur; fitnelerin baş müsebbibi olur, Allah’a bile kafa tutacak duruma gelir. İşte ırkçılık fikrini doğuran da budur. Onun için........
