Patili dostlarımızın yaşam hakkı…
Bir sabah sokağa çıktığınızda mahallenizin köşesinde sizi kuyruğunu sallayarak karşılayan bir köpek göremeyebilirsiniz. Ya da her gün kapınızın önünde mama bekleyen, sizi görünce miyavlayan o kedinin artık orada olmadığını fark edebilirsiniz. Belki de birileri onları “topladı”... Nereye götürüldüğünü bilmiyorsunuz. Nasıl yaşadığını bilmiyorsunuz. Bir daha görüp göremeyeceğinizi bilmiyorsunuz. İşte bugün Türkiye’de milyonlarca insanın yaşadığı kaygı tam da budur. Biz onlara “sokak hayvanı” diyoruz. Oysa onlar da bu hayatın bir parçası. Bir kaldırımın üzerinde güneşlenen kedi, parkın kenarında uyuyan köpek, yağmurdan korunmak için bir apartman girişine sığınan can... Onların da korkuları var. Onların da acıları var. Onların da yaşama isteği var. Ve en önemlisi, onların da yaşam hakkı var. Hayvanları korumak adına çıkarılan yasaların, hayvanların yaşamını tehdit eden uygulamalara dönüşmesi hepimizi düşündürmek zorunda. 2024 yılında Hayvanları Koruma Kanunu'nda yapılan değişikliklerle sahipsiz köpeklerin toplanması ve bakımevlerinde tutulmasına ilişkin belediyelere yeni yükümlülükler getirildi. 2026 yılında ise bu düzenlemelerin sahadaki uygulaması TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda ayrıca değerlendirildi. Elbette insan güvenliği önemlidir. Elbette saldırıların, hastalıkların ve kontrolsüz hayvan popülasyonunun yarattığı sorunlar görmezden gelinemez. Ama çözüm, öldürmek olmamalıdır. Çözüm; kısırlaştırmadır. Çözüm; aşılama, tedavi, kayıt ve sahiplendirmedir. Çözüm;........
