menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hakkını arıyorsan vay haline!

14 0
27.08.2026

Hakkını arayan biriysen, adaleti ve hukuku istiyorsan, üstüne üstlük bir de muhalifsen…  Vay geldi haline! Çünkü bu ülkede artık insanın en temel hakkını istemesi bile başlı başına bir mücadeleye dönüşmüş durumda. İşçi alın terinin karşılığını ister, emekli insanca yaşamak ister, genç geleceğini kurmak ister, yurttaş adalet ister. Fakat karşılarına çoğu zaman kocaman bir duvar çıkar: Sessizlik, ilgisizlik ve sorumluluk almaktan kaçınan bir düzen. Düşünün; bir işçi düşünün. Tam iki yıldır hak ettiği ücretini alamıyor. İki yıl! Çalışmış, üretmiş, alın terini akıtmış ama emeğinin karşılığını alamamış. Üstelik karşısında doğru dürüst bir muhatap da yok. Patron, işçinin hakkını vermiyor. Peki devlet nerede? Bakanlık nerede? Denetim nerede? Hukuk nerede? Bir yetkili çıkıp da “Kardeşim, burası hukuk devleti. Sen bu işçilerin hakkını nasıl vermezsin?” diyemiyor. İşte insanın asıl canını yakan da bu. Patronun gücü karşısında yalnız bırakılan işçi, hakkını aramak için kapı kapı dolaşıyor. Oysa olması gereken son derece basit: İşçinin hakkı varsa, hukuk onun yanında olmalı. Devlet, güçlü olanın değil, hakkı gasp edilenin yanında durmalı. Çünkü devlet dediğimiz şey yalnızca vergi toplayan, ceza yazan, seçim zamanı yurttaştan oy isteyen bir mekanizma değildir. Devlet aynı zamanda yurttaşına, “Sen yalnız değilsin, hakkını ararken arkanda hukuk var” diyebilmelidir. Peki emekli? Yıllarca çalışmış, prim ödemiş, ülkenin bütün yükünü sırtında taşımış milyonlarca insan bugün hayatının en güzel yıllarını huzur içinde geçirmek yerine pazarda domatesin fiyatını hesaplıyor. Emekli maaşı ayın sonunu getirmeye yetmiyor. Faturalar birikiyor. Kira yükseliyor. İlaç, ulaşım, gıda derken emeklinin cebinde yaşamaya değil,........

© Gazete Gerçek