Bedavadan ucuza
“Tüm varlığı bir çekiçten ibaret olan kişi herkesi çivi olarak görürmüş” der psikolojinin babalarından Benjamin Maslov. Bizim müteahhit ve rantiyeci tayfa da önce gözünü yeşil alanlara dikmişti oraların çoğunu betonla doldurunca şimdi sıra şehir içinde kalan stadyumlara gelmiş anlaşılan.
Geçen hafta Fenerbahçe ile ilgili iki konu peş peşe gündeme geldi. İlk bakışta biri diğerinden bağımsız gibi görülen bu iki konu aslında bir bütünün parçaları. Bunlardan bir tanesi tüzük tadil kongresi ile ilgiliydi. Diğeri de stadyum ve Dereağzı’nın bulunduğu arazilerin devlete devredilerek Maltepe Sahili’nde yapılacak yeni stadyuma taşınma meselesiydi.
Fenerbahçe’nin mevcut delege yapısı Aziz Yıldırım ve Ali Koç’un bilinçli tercihleriyle halkın genelinden ve tabandan kopmuş, ağırlıklı olarak ve görece; sosyal demokrat/seçkinci/elitist, katı laik ve Jakoben Kemalist bir hüviyete bürünmüştü. Ali Bey zamanındaki Yüksek Divan Kurulu toplantılarında kürsüye çıkan konuşmacıların profillerinden ve yaptıkları konuşmaların içeriklerinden bunu görmek hep mümkün oldu.
Toplumu oluşturan diğer dünya görüşlerinden insanlar uzun yıllar boyunca kulüpten uzak tutuldular, balotaj kurulları tavizsiz........
