menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocuklarımız bizim projemiz değil: Anne babalığı yeniden düşünmek

22 0
15.07.2026

Çocuk yetiştirmek kadar eski, çocuk yetiştirmek kadar insanı alçakgönüllü olmaya zorlayan çok az sorumluluk vardır.

İnsanlık savaşları, salgınları, ekonomik krizleri ve teknolojik devrimleri aşmayı başardı. Ama konu kendi çocuklarımız olduğunda, her kuşak bir öncekiler kadar umutlu, kaygılı ve belirsizlik içindedir. Bunun nedeni belki de çocukların değişmesi değil, dünyanın onlardan ve bizden çok daha hızlı değişiyor olmasıdır.

Her nesil, kendisinden sonrakini daha iyi hazırlayabileceğine inanır. Daha iyi okulların, yabancı dilin, uluslararası deneyimlerin, maddi refahın ve teknolojinin çocuklara daha mutlu ve başarılı bir gelecek sağlayacağını düşünür. Anne babalar bunun için zamanlarını, emeklerini ve çoğu zaman kendi hayallerini seferber ederler.

Bunda yanlış olan bir şey yoktur.

Yanlış olan, bütün bu fedakârlıkların sonunda çocuklarımızın hayatını da şekillendirebileceğimizi sanmaktır.

Çünkü çocuk yetiştirmek ile çocuk tasarlamak aynı şey değildir.

Çocuklar yalnızca ailelerinin değerlerini taşımazlar; genetik miraslarının, içinde yaşadıkları kültürün, arkadaş çevrelerinin, eğitim sisteminin ve giderek daha fazla dijital dünyanın ürünüdürler. Anne babalar onların ilk öğretmenleri olabilir; ama artık tek öğretmenleri değildir.

Görünmeyen yeni anne babalar

Geçmişte bir çocuğun dünyasını büyük ölçüde aile, okul ve mahalle şekillendirirdi. Bugün ise cebindeki telefon, birkaç saat içinde ona geçmiş kuşakların yıllar boyunca karşılaşabileceğinden daha fazla fikir, kültür ve etki sunuyor.

Sosyal medya artık yalnızca bir eğlence aracı değildir; kimlik oluşturan, başarıyı tanımlayan ve rol modeller seçen güçlü bir ekosistemdir. Yapay zekâ ise bunun da ötesine geçerek yalnızca bilgi veren değil; tavsiye eden, ödev hazırlayan, meslek öneren ve giderek düşünme biçimini etkileyen yeni bir muhatap hâline geliyor.

İşin ilginç yanı, jeopolitik dünyayı yeniden sınırlarla bölmeye çalışırken dijital dünya tam tersini yapıyor. Londra’daki, Şanghay’daki, Dubai’deki, İstanbul’daki ya da São Paulo’daki gençler aynı içerikleri izliyor, aynı fenomenleri takip ediyor ve aynı yapay zekâ araçlarıyla konuşuyor.

Belki de tarihte ilk kez milliyetleri farklı ama dijital kültürleri ortak bir........

© Forbes Türkiye