menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AKP’nin 25 yılını nasıl okumalı?

256 0
16.08.2026

14 Ağustos 2001’de kurulan AKP, çeyrek yüzyılı geride bıraktı. Bu uzun dönemi, “Demokratik bir başlangıç ardından gelen otoriter bir sapma” olarak okumak oldukça yaygın. Ancak bu yaklaşım 2000’li yıllarda kurulan otoriter neoliberalizmi görünmez kılıyor. Bu 25 yıla ilişkin diğer bir yaygın yaklaşım, AKP’nin başından beri hiç değişmediğini ileri sürüyor. İlk yaklaşım gibi ikinci de yaşanan dönüşümün nedenlerini açıklayamıyor.

Bu iki eksik ve hatalı yaklaşımın ötesine geçmek, siyasi ve iktisadi indirgemeci açıklamalardan sıyrılmakla ve siyasi süreçlerle sermaye birikim süreçlerini birlikte ele almakla mümkün olabilir. Sürece böyle bakınca AKP dönemini üç dönemde inceleyebiliriz.

İlki, 2002-2013 arasında otoriter neoliberalizmin yerleşikleşmesi, ikincisi 2013-2018 arasında yapısal kriz ve üçüncüsü 2018 sonrasındaki otoriter konsolidasyon süreci. İkinci dönem birincinin yarattığı çelişkilerin sonucu, üçüncü dönem ise bu çelişkilere getirilen otoriter çözüm olarak ortaya çıktı. Gelin detaylara bakalım.

Otoriter neoliberalizm

Birinci dönemin ekonomik zemini bağımlı finansallaşmaydı. 2001 krizinden devralınan IMF programı, yüksek faiz, sermaye girişleri, değerli TL ve genişleyen krediler üzerinden işledi. Ekonomik büyüme dış finansmana bağımlı hale gelirken ithalat arttı, üretim yapısı aşındı, şirketlerin ve hanelerin borçluluğu yükseldi.

Bu birikim modeline otoriter neoliberal bir düzenleme biçimi eşlik etti. Merkez Bankası bağımsızlığı, bağımsız düzenleyici kurumlar, özelleştirmeler ve mali disiplin, ekonomi politikasını demokratik tartışmanın dışına taşıdı. Sermayenin temel çıkarlarını ilgilendiren kararların toplumsal ve siyasal itirazlardan yalıtılması da bu devlet biçiminin parçasıydı.

Düzenin diğer kurucu unsuru emeğin etkisizleştirilmesiydi. Emek hareketi 1980’de önemli bir darbe yemişti ancak 1990’larda yeniden canlanabildi. Reel ücret artışları kazandı ve hatta özelleştirmeleri durdurabildi. Ancak AKP iktidarı, 1980 darbesinin yapamadığını yaptı ve emeğin toplumsal ve kurumsal gücünü kalıcı bir şekilde geriletti.

2003 İş Kanunu esnek çalışmayı, taşeronlaşmayı ve güvencesizliği yaygınlaştırdı. Özelleştirmeler örgütlü emeğin güçlü olduğu alanları........

© Evrensel