Gazeteciler ölüyor, öldürülüyor, yıpratılıyor
Geçen hafta meslektaşımız, arkadaşımız Dürdane Kocaoğlu’nu kaybettik. Ani bir şekilde, tatildeyken… Denizde kalp krizi geçirerek yaşama erkenden veda etti Dürdane. Üstelik hiçbir rahatsızlığı, kalp sıkıntısı olduğuna dair bir belirtisi yoktu…
Onun için geçen hafta yazamadım.
Dürdane ile Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulundan sınıf arkadaşıydık. Çok yakındık. Ailelerimiz de birbirini tanıyordu; dostluğumuz, arkadaşlığımız gerçekten yakındı. Çalışma hayatı içinde zaman zaman uzak düşsek de karşılaştığımızda, sanki dün ayrılmışız gibi devam ederdi ilişkimiz…
Öncesinde de erken kaybettiğimiz gazeteci arkadaşlarımız olmuştu. Dürdane’nin kaybından sonra bu konuda yazmak istedim.
Çünkü gazeteciler ölüyor, öldürülüyor, yıpratılıyor…
Gazetecilik, doğası gereği zamanla yarışılan bir meslek. Son dakika haberi, yayın baskısı, sürekli değişen gündem, editoryal rekabet, haberin zamanında yetiştirilmesi zorunluluğu… Bütün bunlar gazetecinin çalışma yaşamını sürekli bir stres döngüsünün içine sokuyor.
Buna iş güvencesinin olmaması, düşük ücretler, fazla mesai, düzensiz çalışma saatleri ve iş yerindeki baskılar eklendiğinde yıpranma katlanıyor.
Bir de iktidarlardan gelen baskılar var… Yargı baskısı, hapsedilmeler, sürekli mahkemelere çağrılmalar…
Gazetecinin karşı karşıya kaldığı risk, yalnızca haber yaptığı sırada maruz kaldığı fiziksel tehditlerden ibaret değil elbette. Travmatik görüntülere ve olaylara tekrar tekrar tanık olmak, mesleğin yarattığı sürekli stres de fiziksel ve ruhsal sağlığı doğrudan etkileyen çalışma koşulları.
Bir çatışma, yangın, katliam, bombalama, deprem oluyor… İnsanlar o ortamdan kaçarken gazeteciler olayın üzerine gidiyor.
Halkın haber alma hakkının gereğini yerine getirmek, mesleğini en iyi şekilde yapabilmek için tehlikesine bakmaksızın dalıveriyor olayın içine…
10 Ekim Katliamı sonrası…
Ben o gün rahatsızdım. Biraz geç gittim büroya. Aslında sabah yürüyüşü izleyecektim. O zaman Ankara Temsilcimiz Cem Gurbetoğlu, “Abla, sen büroda kal, ben alana gideyim” dedi.........
