Geri dönüşümde kazanç firmalara, çevresel fatura ise topluma kalıyor
Son yıllarda Akdeniz sahillerini ve deniz ekosistemini kuşatan mikroplastik kirliliği, Türkiye’nin kendi çevre politikaları ile Avrupa’dan ithal edilen yüz binlerce tonluk plastik atık akışı arasındaki derin tezadı gözler önüne seriyor. COP 31 toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye’de AKP hükümeti bir yanda ülke içinde “sıfır atık” söylemlerini parlatmaya çalışırken, diğer yanda İngiltere ve Almanya gibi ülkelerin kendi topraklarında barındırmak istemediği düşük değerli, ayrıştırılması güç ve çevresel riski yüksek atıkların ülkemize yönelmesine göz yumuyor. Küçük bir sermaye grubunun çıkarı uğruna siyasi iktidarın uyguladığı atık politikası bir akıl tutulması adeta. Geri dönüşüm tesislerinden sızarak sulama kanalları ve Seyhan Nehri vasıtasıyla Akdeniz’e kadar ulaşan mikroplastikler, özel firmaların bilançolarını doldurduğu bu ithalat düzeninde asıl ağır çevresel maliyetin Türkiye’nin suyuna, toprağına ve doğrudan toplumuna kaldığını kanıtlıyor.
Vedat Türkali’nin “Bazen öyle diplomalı insanlar görüyorum ki içimden ‘Bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkündür’ diyesim geliyor” sözlerini haklı çıkaran, bu kadar yetişmiş insanın, teknik elemanın, bilimsel bilginin üretildiği bir ülkede, tüm veriler ortada iken, kıyıları, denizel ortamı, turizmi, tarımı ve halk sağlığını hiçe sayan böylesi yanlış bir atık politikası nasıl izah edilebilir ki? Halka sıfır atık masalları anlatanların bu politikasında “sıfır akıl” var desek haksızlık mı etmiş oluruz?
Plastik atıklar ve özellikle son dönemdeki mikroplastik kirliliği ile ilgili çok sayıda araştırmalar yapan, uyarılarda bulunan, makaleler yayımlayan Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Aktaş’ın son araştırması bizim işin kolaycılığına kaçarak “sıfır akıl” olarak nitelendirilen olayın ardındaki aklı görünür kılıyor; “sermayenin kâr hırsı”!
İngiltere ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerin plastik atık ithalat ve ihracat verilerini inceleyen Prof. Dr. Erkan Aktaş, Türkiye’nin düşük değerli plastik akımlarının hedefi haline geldiğini ortaya koyuyor. Aktaş, ekonomik kazancın Avrupa’da kaldığını, buna karşılık çevresel maliyetin Türkiye’ye aktarıldığı sorusunu gündeme taşıyor.
İngiltere ve Almanya verileri çarpıcı farkları ortaya koyuyor
Aktaş’ın araştırmasında; İngiltere’nin 2025 yılı verilerine bakıldığında, ülkenin yaklaşık 123 bin ton plastik atık ithal ederken, buna karşılık 676 bin ton ihracat gerçekleştirdiği görülüyor. Bu büyük miktardaki ihracatın yaklaşık 140 bin tonluk kısmının........
