menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Doktor, yaram derinde!’

17 0
13.07.2026

Türk Toraks Derneği, Aydın Tabip Odası ve Çine Yaşam Platformu tarafından Aydın’da, 5 Haziran 2026 tarihinde, Nevzat Biçer Konferans salonunda gerçekleştirilen sempozyumda Çine ve çevresinin kanayan yarası silikozis hastalığı tartışılmıştı. Alanlarında uzman birçok bilim insanı. hukukçu. maden işçileri ve yaşam hakkı savunucularının katıldığı sempozyumda “Çine’nin çilesi: Silikozis” başlıklı bir sunum yapan Düzce Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Peri Arbak, Çine'deki kuvars ve feldspat madenciliği tehlikesinin, bölgeyi geri dönülmez bir yıkıma sürüklediğinin altını çizmişti. Sempozyum sonrasında Prof. Dr. Peri Arbak'la sunduğu çarpıcı verilerden yola çıkarak bir söyleşi gerçekleştirdik. Arbak’ın sorularımıza verdiği yanıtlar, madenciliğin sadece fabrika içindeki işçileri değil, havaya karışan tozlarla tüm bölge halkını nasıl zehirlediğini açıkça gösteriyor. İşçi sağlığını hiçe sayan acımasız çalışma koşullarından, resmi istatistiklerde gizlenen silikozis vakalarına ve tarlalarını kaybedip madene mahkûm olan köylülerin dramına kadar uzanan sorularımız ve Arbak’ın bunlara getirdiği açıklamalar, sistemin nasıl işlediğini gözler önüne seriyor.

Sunumunuzda Çine’deki kuvars ve feldspat madenciliğinin kırma, eleme, flotasyon ve kompozit levha üretimi gibi tüm aşamalarına yer verdiniz. Çine Çevre ve Yaşam Platformu da bu işletmelerin kimyasallarını Çine Çayı ve Menderes Nehri’ne akıttığını, bölgede kanser, guatr ve hayvan hastalıklarının arttığını ileri sürüyor. Bir göğüs hastalıkları uzmanı olarak, madenciliğin sadece fabrikadaki işçiyi değil, bacalardan ve atıklardan çevreye yayılan tozla tüm Çine halkını tehdit ettiğini söyleyebilir miyiz? Çine halkı nasıl bir risk sarmalında?

Göğüs hastalıkları uzmanlarını tüm çevresel kirlilikler içinde en yakından ilgilendiren grup hava kirliliğidir. Söyleşimizin yapıldığı 30 Haziran 2026 tarihli AccuWeather portalının Çine, Aydın uydu verilerinde PM2.5 düzeyinin 106 µg/m³ (sağlık açısından sakıncalı düzey), PM10 düzeyinin ise 57 µg/m³ (kötü düzey) gibi yüksek düzeylerde seyrettiği gözlenmektedir (https://www.accuweather.com/tr/tr/cine/317045/air-quality-index/317045). Komşu il Denizli’de aynı gün veriler PM2.5 için 71 µg/m³ (kötü düzey), PM10 için ise 45 µg/m³ (orta düzey) idi (https://www.accuweather.com/tr/tr/denizli/317679/air-quality-index/317679). PM2.5, küçük solunabilir kirletici partiküllerdir. Akciğerlere ve kan dolaşımına girerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilirler. En ağır etkileri akciğer ve kalpte görülür. Astım, Kronik Tıkayıcı Akciğer Hastalığı (KOAH), akciğer kanseri sayılabilecek başlıca hastalıklardır. Erken kalp hastalıkları (kalp krizi) ölümleri de unutulmaması gereken önemli halk sağlığı sorunudur. TÜİK’in 2025 yılı verilerine bakıldığında iki komşu ilin ölüm sayıları Aydın’da 9293, Denizli’de 7425 idi. Aydın’da dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle ölen sayısı toplam ölümlerin 3’ü iken Denizli’de !’i, iyi ve kötü huylu tümörlerden ölümlerin oranı Aydın’da  iken Denizli’de , solunum hastalıklarından ölenlerin oranı Aydın’da %9 iken Denizli’de  idi. Nedeni bilinmeyen ölüm oranı Aydın’da toplam ölümlerin (’i iken, Denizli’de %9’u idi. Aydın Çine’de kuvars ve feldspat madenciliğinin ağırlıkla katkıda bulunduğu hava kirliliği, komşu il Denizli’den daha fazla sayıda kalp hastalıkları nedenli ve nedeni bilinmeyen ölümlere yol açmıştır. Kuvars madenciliği Çine-Aydın halkını kalp nedenli başta olmak üzere daha yüksek bir ölüm hızına mahkum etmiştir.

Çine'de kurulu kompozit levha fabrikalarında çalışan makine operatörü Ş.G. ve paketleme işçisi S.Ü. gibi hastaların öyküleri, maruziyetin boyutunu gösteriyor. Bu işçilerin yaşamını altüst eden silika maruziyeti ile Çine'deki tarımsal yaşam ve çevre sağlığı arasında nasıl bir bağ kurulabilir?

Kuvars madenciliğinin tarımsal yaşama bilinen etkileri, madencilik etkinlikleri nedeniyle oluşan ince tozun rüzgarla çevre tarım arazilerine taşınarak ürün verimliliğini düşürmesi, yer altı su kaynaklarının yönünü değiştirerek tarımsal sulamayı engellemesi, su kaynaklarını kirletmesi ve toprak erozyonuna yol açmasıdır. Tarımla madencilik arasındaki rekabet aslında sadece madenciliğin tarım alanlarına ve çevreye verdiği zararla sınırlı değildir. Zonguldak’ta kömür madenciliğinin gelişmesi 1. Mükellefiyet dönemi (Dilaver Paşa Nizamnamesi-1867) ile ve köylülerin zorla madenlerde, boğaz tokluğuna çalıştırılmasıyla başlamıştır. Köylüler 12 gün maden işçisi, 12 gün köylerinde ikili yaşam sürmekteydiler. Zonguldak’lı maden işçileri, parça başına ödeme sistemiyle akılları çelinerek (Fransız maden işletmecileri tarafından getirilen sistem) daha fazla kömür çıkarmak ve 3 kuruş fazla kazanmak için yaşamlarını tehlikeye attılar, iş kazalarında,........

© Evrensel