Dünya Kupası’nın beklenmedik kahramanları
Futbol istatistikleri kalecileri anlatmakta çoğu kez yetersiz kalır. Bir forvet için gol sayısı, bir orta saha için pas yüzdesi, bir savunmacı için kazandığı ikili mücadeleler ilk bakışta anlamlı bir çerçeve sunabilir. Kalecide ise iş daha zor. Çünkü kalecilik, rakamların kolayca kavrayabildiği bir uğraş değildir. Kurtarış sayısı görünür; topun nereye düşeceğini önceden sezmek görünmez. Yumruklanan orta kayda geçer; o ortadan önce ceza sahasında kurulan otorite çoğu zaman kayda geçmez. Bir şutun çıkarılması alkış alır; o şutun hiç çekilememesini sağlayan pozisyon bilgisi unutulur.
İran kalecisi Alireza Beiranvand’ın Belçika karşısındaki maçı da bu yüzden istatistikle anlatıldığında eksik kalıyor. Yedi kurtarış etkileyici bir sayı elbette. Fakat o maçta kalede duran adamın yaptığını anlamak için kurtardığı şutları saymak yetmez. İran’ın savunma hattının arkasında sürekli canlı kalan bir akıl vardı. Top havalandığında ceza sahasının içinde oluşan gerilimi kendi lehine çeken bir beden, rakip hücumcuların ikinci top iştahını bozan bir zamanlama, takım arkadaşlarına “biraz daha dayanabiliriz” hissi veren bir varlık.
Kaleci, en iyi maçlarından birini oynadığında bile çoğu kez maçın merkezinde yer almaz. Bir kurtarış ânı öne çıkabilir, sonra oyun yeniden hücumcuların ayaklarına döner. Oysa büyük turnuvaların birçok unutulmaz hikâyesi, gol atmayanların omuzlarında taşınır. Daha doğrusu, gol atılmasına izin vermeyenlerin.
Kaleciliğin görünmeyen emeği
Beiranvand’ın kariyeri uzun zamandır futbolda masal arayanların ilgisini çekiyor. Çobanlıkla başlayan bir çocukluk, göçebe bir hayatın içinden gelen bir sporcu… Dünya Kupası bu tür kişisel hikâyelere özel bir merakla yaklaşır. Çünkü kupa, kulüp futbolunun kapalı devre düzeninde karşımıza çıkmayan yüzleri bir anda herkesin önüne çıkarır.
Bu ilginin masum bir tarafı var. Futbolun tek biçimli hâle geldiği, sürekli aynı profile benzeyen oyuncuların yetiştiği bir çağda, farklı bir geçmişten gelen futbolcuya rastlamak insanın dikkatini çeker. Çocuk yaşta kulüp tesislerine girmiş, performans verileriyle büyümüş, kariyerinin her basamağı planlanmış oyuncuların arasında Beiranvand gibi figürler oyuna başka bir hava katar.
Fakat burada ince bir sınır bulunuyor. Bir futbolcunun geçmişini anlatmak ile onu geçmişine hapsetmek aynı şey değil. Beiranvand’ın çocukluğunu bilmek, onu daha iyi tanımamızı sağlayabilir. Ama onu sahadaki emeğinden koparıp “bir zamanlar çobandı” cümlesine indirgemek haksızlık olur. Çünkü Belçika karşısında kalede duran adam, sadece turnuvaya renk katan ilginç bir karakter olarak değil, üst düzey bir kaleci olarak ayakta kaldı.
Futbolun romantizmi, oyuncuları sık sık basit sembollere dönüştürür. Yoksulluktan çıkan bir çocuk, küçük bir ülkenin kahramanı, son turnuvasını oynayan yaşlı bir yıldız, kimsenin beklemediği bir........
