menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir boğazdan milyarlarca boğaza, kapitalizm savaşta nasıl işliyor?

30 0
07.10.2026

Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğine küresel kriz, Covid 19 ve Rusya Ukrayna savaşı damgasını vururken, ikinci çeyreği ABD İran Savaşı’nın gölgesinde başladı. Emperyalizmin çirkin yüzü daha da görünür hale gelirken, yaşananlar günümüz kapitalizminin savaşın maliyetini çevre ülkelere ve emekçi sınıflara nasıl yüklediğini anlamak için önemli bir laboratuvar niteliği taşıyor. Hürmüz’ü merkeze koyarak biraz daha yakından bakalım.

Hürmüz Boğazı çevresinde başlayan gerilimin iktisadi veçheleri ilk günlerde esas olarak petrol fiyatları üzerinden tartışıldı. Bu anlaşılırdı. Dünya enerji dolaşımının en kritik geçiş noktalarından birinde yaşanan askeri çatışma tanker trafiğini önemli ölçüde aksattı, sigorta ve navlun maliyetlerini artırdı ve petrolü kısa sürede 100 doların üzerine taşıdı.

Fakat aradan geçen haftalar, meselenin petrolden ibaret olmadığını gösterdi. Hürmüz’de başlayan şok giderek daha geniş bir ekonomik mekanizmaya yayılma eğilimi gösteriyor: Enerji maliyetlerinden enflasyona, oradan tahvil faizlerine ve borçlanma maliyetlerine, güçlü dolardan çevre ülkelerin döviz sorununa, nihayet ücretlere ve kamu harcamalarına uzanan bir zincir…

Bu mekanizma savaşın maliyetinin finansallaşması ve dünya ekonomisinin daha kırılgan halkalarına doğru aktarılmasını beraberinde getiriyor.

Son veriler petrol vb. bağlamında üretim değilse de ihracat rakamlarının savaşın yarattığı şok etkisini atlatmaya başladığını gösterir nitelikte. Toparlanmanın önemli bir kısmı alternatif güzergâhlardan geliyor. Suudi Arabistan gibi ülkeler Hürmüz’ü kısmen baypas eden boru hatlarını yeniden devreye sokuyor, gemiden gemiye transferler artıyor, tanker rotaları değişiyor, stratejik rezervler piyasaya sürülüyor. Başka bir ifadeyle kapitalist dünya ekonomisi ilk şoka uyum sağlıyor. Ancak bu uyumun ciddi bir maliyeti var.

Marx’ın sermayenin dolaşımının önemine yaptığı vurguyla biliyoruz ki, bir metanın üretilmiş olması yeterli değildir, onun satılabilmesi yani dünya piyasalarına ulaşabilmesi elzemdir. Bu dünya piyasalarına arz da ha deyince olmaz… Bunun altyapısının sağlanmış olması ve bu ulaşım zaman ve maliyetinin kârlılık için uygun hale getirilmiş olması gerekir. Hürmüz örneğinde daha uzun rotalar, pahalı tankerler, artan sigorta primleri, askeri güvenlik, yeni boru hatları ve depolama ihtiyacı aynı miktar petrolün ya da dizelin tüketiciye ulaşmasını daha maliyetli hale getiriyor. Petrol vb. arzında artış olsa da sayılan bu gerekçeler sermayenin devrini yavaşlatıp maliyet artışlarını belirsiz bir süre için kalıcılaştırabilir. Diğer bir deyişle üretim ve ihracat artsa da dolaşımın yükselen maliyeti fiyatlarda istenen gerilemeyi henüz mümkün kılmayabilir.

Asıl önemli dönüşüm ise bu fiyat artışlarıyla ilişkili olarak........

© Evrensel