menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çalışmak için yaşamak mı? Yaşamak için çalışmak mı?

21 0
03.04.2026

Sanayi Devrimi’nin ilk yıllarında fabrikalarda günde on altı saat çalışan işçiler, makinenin ritmine mahkum edilmişti. Hayatta kalmak için bir işçi ailesinin her ferdi çalışmak zorundaydı.

Fabrikaların devasa çarkları altında ezilen, saatlerce makine başında bedenini tüketen işçiler ortak talepler etrafında birleşti. Aralarındaki rekabete son vererek birleşmeye başladılar. Tek tek patronlara karşı grevler örgütlendi, kitlesel direnişler yaşandı. Sendikalar yasaklandı, işçi önderleri tutuklandı, toplantıları dağıtıldı; sürgüne gönderildiler ama her baskı direnci daha da büyüttü. İşçiler yılmadan bir araya geldi, ortak seslerini yükselttiler.

İşçilerin ilk başlarda sadece ücret pazarlığında dayanan mücadelesinin içeriği zamanla değişmeye başladı. Sekiz saatlik iş günü, hafta sonu tatili, çocuk işçiliğinin yasaklanması, iş sağlığı ve güvenliği gibi bugün “evrensel hak” olarak kabul edilen kazanımların hepsi, işçi sınıfının bedeniyle, emeğiyle, hatta canıyla ödediği bedellerin ürünü oldu.

1 Mayıs tarihi, 8 saatlik iş günü mücadelesi başta olmak üzere, modern işçi sınıfının tarih sahnesine ilk çıktığı günden bu yana sınıfın en temel ekonomik, sosyal ve insani taleplerinin en güçlü........

© Evrensel