menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dört direk, tek ölçü: Halkın yararı

14 0
previous day

Bu konuyu ilk kez 2002 yılında “Dört temel direk” başlığıyla bu köşede kaleme almıştım. Aradan yirmi yılı aşkın bir süre geçti. Teknoloji değişti, hastaneler büyüdü, internet yaşamın merkezine yerleşti. Ancak temel soru değişmedi: Eğitim, sağlık, haberleşme ve enerji halkın gereksinimlerini karşılamak için mi kullanılacak, yoksa sermayeye kâr alanları olarak mı devam edecek?

Gerçekten gelişmek isteyen bir ülke, toplumsal yaşamı ayakta tutan bu dört alanı sıradan ticari faaliyetler olarak göremez. Burada ölçü kârlılık değil, halkın yararı olmalıdır.

Kamu kurumlarının özelleştirilmesine yıllardır “Verimsiz çalışıyorlar, zarar ediyorlar” gerekçesi gösterildi. Oysa kötü yönetimin çaresi kurumu sermayeye devretmek değil; liyakati ve kamusal denetimi esas almaktır. Bilinçli olarak verimsizleştirilen kurumlar elden çıkarıldığında zarar topluma, kazanç sermayeye bırakılır. Nitekim öyle oldu.

Eğitim bu alanların başında geliyor. En uzak köydeki bir çocuğun yeteneğini geliştirebilmesi bütün toplumun kazancıdır. Yoksulluk yüzünden okuyamayan her çocukla birlikte kaybedilen ise; belki iyi bir hekimin, bilim insanının, öğretmenin, sanatçının ya da mühendisin topluma yapacağı katkıdır.

Eğitim piyasaya bırakıldığında okul, yeteneği geliştiren kurum olmaktan çıkar; çocukları ailelerinin ödeme gücüne göre ayıran bir eleğe dönüşür. Öğrenci müşteri, öğretmen de müşteri memnuniyetinden sorumlu çalışan sayılır.

MEB’in 2024-2025 verilerine göre özel okullarda 177 bin 738 öğretmen çalışıyor. ILO destekli 2026 araştırmasına katılan öğretmenlerin yüzde 92.4’ü süreli sözleşmelerle çalışırken yüzde 73.2’si ücretini kamudaki eşitinden düşük buluyor. Ders dışı çalışmalar da çoğu zaman ücret........

© Evrensel