Dayatılan yoksulluğa karşı örgütlenmek dışında bir çıkar yol yok
Selin Kurşun
2025 yılının başında alınan kararlar, yıl boyunca uygulanan sömürü programıyla devam etti ve yıl sonuna geldiğimizde de asgari ücrete açıklanan zam ile taçlandırıldı. 2024-2028 yıllarını kapsayan 12. kalkınma programı, kamuda tasarruf tedbirleri, orta vadeli program ve kemer sıkma politikası ortasında geçirdiğimiz bir yılı ardımızda bıraktık. Kaynakları sermaye ihtiyaçlarına göre dizayn eden, halkın temel ihtiyaçlarından ve kamusal alanlardan çalan bir iktidar düzeninde yıl boyunca 90’dan fazla çocuk işçi, yılın ilk 11 ayında bilinen 1956 işçi, son 12 yılda en az 819 çocuk işçi hayatını kaybetti. Devlet yaşam hakkını korumadığı için 264 kadın erkekler tarafından katledildi. Ülkenin bütün yer altı, yer üstü kaynakları çıkarılan maden yasası gibi yasalarla yabancı, yerli sermayeye açıldı. Özelleştirme ve güvencesiz çalışma yaygınlaştı. Üretilen her türlü emek sermayeye aktı.
Son yıllarda ürünlere, vergilere yapılan zamlar, asgari ücrete yapılan zamların hep üzerinde olacak şekilde açıklandı. Daha 2025’e girerken alım gücünün düşeceği kadınlar başta olmak üzere halk tarafından biliniyordu. Bu koşullar altında açıklanan 28 bin 75 liralık asgari ücret, açlık sınırının altında, yoksulluk sınırının ise dörtte biri düzeyinde kalarak, işçi ve emekçiler için yıllardır derinleşen yoksulluğun bugün geldiği noktayı gösteriyor. Emekçi kesimlerden sözünün dinlenmeyeceğini, ihtiyacı olsa da bunun görülmeyeceğini dile getirenler, bu tutumu geçirdikleri geçmiş yıllardan biliyor. Her öğünde simit yenmesini bekleyen sermaye iktidarının, kendi sarayının 58 milyon liralık........
