NATO’cular, bağımlılık ve halk!
74 yıllık NATO’culuk, Truman Doktrini-Marshall Planı, Demokrat Partinin kuruluşu ve iktidarı, Bayar-Menderes diktatörlüğü ve Amerikan mandasında Kore’ye asker çıkarma, “Kore Gazisi” etiketli sahte kahramanlık söylemleri, Bağdat Paktı-SEATO, Yeşil Kuşak Çevirmesi, “Atlantik’ten Çin Seddine büyük Türk dünyası” söylemi, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri cuntalarının ‘Amerikan çocukları’, Büyük Ortadoğu (bir süre sonra ‘Genişletilmiş’ dendi) ve Kuzey Afrika projesinde eş başkanlık; şecere uzanır gelir bugüne. “Devlette devamlılık esastır!” demişti birileri; öyledir. Çarkı çevirenler değişebilir, aygıt, sınıf karşıtları tarafından, üzerinde yükseldiği zeminiyle birlikte tarihin çöplüğüne süpürülene dek işlemeye devam eder.
NATO’culuk, Batılı kimi emperyalist şeflerin ‘asap bozukluğu’ nedeniyle ara sıra ‘büyük efendi bu kadarı da fazla’ türü itirazlarla etki gücü talebinde bulunmalarına rağmen, en belirgin biçimiyle ve reddedilemeyecek kanıtlarıyla görülebilir olduğu üzere öncelikle Amerikancılıktır. Amerikan emperyalist stratejisince belirlenmiş savaş ve kuşatma; çökertme ve bağımlılaştırma doktrini, onun bileşik yıldız etiketinde üye devletleri hizalandıragelmiştir. “Avrupa NATO’su”, “beyin ölümü” zevzekliğine rağmen, Fransa gibi nükleer silah sahibi olanları da dahil dönüp Pentagon-Beyaz Saray ofis halılarına yüz sürmekten geri kalmamışlardır.
Kuşkusuz bu durum ve bağlantılar değişmez olarak hep ve her zaman böyle gidecek değildir. Emperyalistler arası pazar ve etki alanları kavgası sadece Rusya ve Çin’e karşı sürdürülmüyor. Birlikte hareket edenlerin düşmanlaştıkları daha önce de görüldü. Mali sermaye ve tekellerin hakim olduğu dünya pazarlarında, teknolojinin muazzam ilerleme gösterdiği zamanlarda, ağır tahribatlara yol açan savaşların süpersonik uçaklar ve füzelerle yapılır hale geldiği koşullarda rekabetin daha ‘acımasız’ biçimleriyle sürmesi kaçınılmazdır. Ama mevcut durum ve konjonktürel aktiviteler de önemlidir ve bunlar, halihazırda Batılı emperyalistlerle iş birlikçisi burjuva devletlerini ‘bağlayıcı merkez’in adresini büyük harflerle ABD diye bildirmektedir. Silahlanma harcamalarına kota koyuculuk, “Koruma yapmam ha!” tehditleri, “Sıkıysa gidin Rusya ile savaşın!” mealindeki aşağılamalar, “gerileme” teorisi kurmak için kanıt yığınağı oluşturmaya çalışanlar........
